5 Ocak 2017 Perşembe

Basmakalıplaştıramadıklarımızdan Mısınız ?

Hey sen! Evet evet, sen. Beni olduğum gibi kabullenemeyen. Şimdi sakinleş ve satırlarıma göz gezdir bakalım.
Her metrekaresine sayısız insan düşen canım gezegenime ayak bastığım günden itibaren ben de her yıl üyeliğini güncelleyen bir yolcuyum. Bilirsin, kimsenin olmadığı gibi ben de fazla kalmayacağım buralarda. Daha ilk günden sonunu sorguladığım ama bitişine dair fikrimin olmadığı bu günlerimi üzerine basa basa yaşamak istiyorum. Bu esnada seninle yollarımız kesişmiş olabilir. Hangimiz daha şanslı tartışmayalım istersen(!) Biliyorum sen de ben de belirli bir yaşam tarzı üzerine yetiştirildik. Önümüze birçok imkan sunuldu ve zamanla kendi irademizi şekillendirmeye başladık. İki tema yüklendi bize; biri olduğumuz diğeri olmaya çalıştığımız/ olması için can attığımız. Şimdi gel seninle eğri oturup doğru konuşalım. Belki biraz zamanımı aldı ama senin temanın olması için can attığının farkına vardım. Can atmakla kalmadın aramızdaki tontiş ilişkinin en zirvesine çıkarak eteğindeki taşları kafama kafama fırlattın. 
Şimdi yeniden merhaba arkadaşım, seninle yeniden ama ilk defa tanışıyorum. Bu evren en sonunda sana kalmayacaksa sanırım 'trendy' olgulardan haberdar değilsin. Anlıyorum, nefes almaya başladığın andan itibaren yanına kim gelip gittiyse egodan uçan balonuna gazı vermiş de vermiş. Küçükken içtiğin süte özgüven tozundan bir çay kaşığı koyacakken yanlışlıkla bir yemek kaşığı koydukları için bencillik olarak meyve vermiş ne yapalım. Gördüğün gibi seni olduğun gibi kabullenebiliyorum. Peki sen hiç denedin mi bunu ? Hani o 'kusura bakma ama sen şöylesin böylesin yok kılsın yok tüysün bla bla...' dediğin zamanlar varya, hah işte hiç kendini yorma çünkü ben böyleyim. Merak etme sana çok değer veriyor olsaydım kusura da bakardım peşinden de koşardım. Çok ilginçtir hayatımın her evresinde senden bir kopya ile aynı oksijeni soludum. Klonlanmış gibisiniz vallahi helal olsun. Ama her etapta anladım ki sizin sayenizde olgunlaşabiliyorum ve bu beni sonunda mutluluğa götürüyor. Aslında kaybettiğimi düşünüyorsun ama senin hiçbir zaman anlayamayacağın bir kazanç kumbaram var benim. Gözünde biraz çabalayabileceğine dair bir ışık görmüş olsaydım sana da alırdım bu kumbaradan emin ol. Ha böyle demişken biliyor musun eskiden umursamamak böylesine kolay değildi çünkü objektif düşünme yeteneğimi henüz edinememiştim. Şimdi tam tersine boş vaktimi sana harcayacağıma kalabalıklara karışıp avantaj puanları toplamaya devam ediyorum.
Sonra birgün yollarımız kesişiyor. İşte hikayenin başlangıcı tam da bu noktada. Şu 'kimileri' ile başlayan cümleler hep olmuştur hayatımızda değil mi? Kimileri bittiğini düşündüğü anda başımıza senarist kesiliyor vay anam vay! Şöyle oldular, zamanında şunları yapmıştılar, vay efendim hesap sormalar da dedikodudan partiler de ohoo.. Neyse diyeceğim şu ki; ben aslında hiçbir zaman beni parmakla yargıladığın kelimelerin sahibi olmadım. Her ortamda sesli moda aldığın kulağına yapılan fıslamalar küçültmedi beni. Birşeyler gizlemeye ya da dallastan hallice mevzularına hiç gerek yoktu, hiç de reyting almadı zaten. 
Bu yüzden hergün her anımda, kalpten ve samimiyetle bu zamanların geçip bu günlerin biteceğine inandım. Herşeye rağmen inandım ve kendime güvendim. Baş ağrılarımın biteceği günü sabırla bekledim. Ve beklentiyi karşılayarak muradıma da erdim panik yok.
Hadi eyvallah! 😎
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder