8 Ocak 2017 Pazar

Biz de Gençtik

Bundan yıllar önce orta okulda kendi halimde okuluma gidip gelirken herkesin diline birşeyler dolanmaya başladı. Çocuksun, fazla önemsemiyorsun. Önemsemiş bile olsan ertesi gün kafandan uçup gidiyor. Orta sona gelince anladım ki işler ciddileşiyor ve bir ucundan benim de tutmam lazım. Neyse, dillerine doladıkları şey liseymiş meğer. O zamanlarda farkında olmadığım ama yıllar sonra acayip gereksiz birşey olduğunu anlayacağım liseye giriş sınavı için herkes bir endişe, bir yarış, bir hedef abidesi haline gelmiş. Hiç unutmam sınıf hocamız -ki kendisi bizlerle baya ilgiliydi sağolsun- sınava hatrı sayılır bir zaman kala birgün bize bir hedef ağacı yaptırdı. Bu ağaca herkes hedefini yazacak ve böylece onu her sınıfa girdiğimizde görme şansımız olacaktı. Yani motive olmamızı sağlayan bir unsur diyelim biz ona. Kimse kusura bakmasın ama sanırım olayın gazıyla Everest' ten hallice hedefler koydu herkes. O gün okula pasta- börek birşeyler yapıp götürmüştük, ağacı da onları yerken yaptık sanırım karnımız doyunca kafayı bulmuşuz ki o hedefler çıkmış. Velhasıl bu serüvenin başı böyle başladı.
Tercihimi çocuk gelişimi üzerine kullandığım lise yıllarımda açık söylemek gerekirse rahat bir yapım vardı. Yani gençliğin de vermiş olduğu yetkiye dayanarak ve tabiki arkadaş ortamının o büyüsüyle kuralları fazla önemsemeyen, saygı sınırlarını aşmamak kaydıyla hocalardan çekinmeyen, tırnak içinde yaramaz bir dönemdi benimkisi. Diğer yandan belki de hayatımın en güzel dönemleriydi çünkü ömrümün sonuna kadar birlikte olmak istediğim dostluklar kazandım ve iletişimimizi hiç koparmadık. Liseye ilk başladığımız dönem kuzuların sessizliğini oynayan sınıfımız gün geçtikçe son sürat kaynaşmaya ve inanılmaz orjinalliklere(!) imza atmaya başladı. Nedense kimsenin aklına gelmeyen şeyler hep bizim aklımıza geliyordu ve biz de onu mutlaka uygulamaya koyuyorduk. Tabi zamanla bir profesyonellik oluşmaya başladığı için onları değerlendirmek lazımmış diyorum şimdi.
Yine birgün sanırım mevsimlerden kış iken müdür yardımcısı geldi sınıfa, yanında bonusuyla. 'Arkadaşımız yeni hocanız, kendisi kısa bir süre önce mezun oldu ve artık aramızda..' diyerek bizleri baş başa bıraktı. Bir liseliye söylenmemesi gereken birşey varsa o da yeni mezun olduğunu vurgulamak bence. Bir de hoca da olsa o yeniya, sen uzun zamandır oradasın artık neredeyse mekan sahibi olmuşsunya, üstüne bir de kafan türlü çeşit hinlik peşindeya hadi şimdi buyrun şamatanın gırgırın haddi hesabı olmaz. Aslında o dersin her ayrıntısını hatırlıyorum ama kırk beş dakikalık dersin yarısı bile dolmadan hüngür şakırt ağlayarak sınıfı terk eden bir hoca profili sanırım yeterli bir cevap olacaktır. Sonra yine sınıfça disipline mi gittik ne yaptık hatırlamıyorum. O dönem modaydı disiplin hele bizim için takıldığımız ikinci mekan konumundaydı. Özellikle yazılı sınav zamanları. Şimdi bakıyorum da bizim yazılı zamanlarında kopya için kurduğumuz düzenekler ödül falan almalıymış bence(!) Tabiki kopyayı savunmuyorum ama gençlik hevesiyle kopya çekmedim diyen birine de inanacak değilim yani. Zaten her öğrenci gibi biz de artık umudun hiç kalmadığı derslerde uyguluyorduk bunu. Hani o kadar çaresizsin, çalışmışsın ama olmamış, sınıfa bir gelmişsin kimse çalışmamış oo daha ne olsun! 
Gizlice telefon saklamalar, 1 nisan şakaları, okuldan kaçmalar, dersi kaynatmalar.. neler neler. Gençliğin kaçınılmaz cilveleri. Geçenlerde liseden mezun olurken hazırladığımız yıllık çıktı karşıma. İtiraflar kısmında yaptığımız bazı şeylere gerçekten ben de inanamadım şimdiki aklımla. O derece potansiyele sahipmişiz yani vallahi helal olsun bize! Hatta iyiki de yapmışız çünkü her ne kadar yaş büyüdükçe yapılan şeylerin mantıkla uzaktan yakından alakalı olmadığı düşünülse de sonuçta gençliğin olmazsa olmazlarıydı hepsi. Gülmenin, eğlenmenin, içinde tartışmalar bile olsa kaldığı yerden devam etmenin en tatlı zamanlarıymış onlar, insan çok sonra idrak ediyor bunları. Ayrıca lise takımınızla halen kopmadıysanız ve sık sık bir araya geliyorsanız geçmişe dair yaptığınız dedikoduların keyfini size anlatamam. Tabi ben olaylara kendi açımdan bakıyorum, şuan bir de bizimle aynı ortamda bulunma şansını(!) elde etmiş hocalarımızla konuşmak lazım. Bazen düşünüyorum gerçekten sınırları zorlayacak birkaç vukuatın mimarı olmuşuz ama yapacak birşey yok, kusura bakmayın ya da bakın, biz de gençtik yahu!.. 👐
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder