4 Ocak 2017 Çarşamba

Kayserili Olmanın Kısa Tarihi

Döndüm dolaştım güzel şehrimin ironik tepkimelerine dair birşeyler yazmadan duramadım. Evet, burası Kayseri. Herkesin memleketi kendine özeldir tabi ona laf yok ama içinde bulunmaktan kıvanç duyduğum gerçeğini kesinlikle göz ardı edemem. Şunu farkettim, üniversiteden önce Kayseri ve Kayserili olmakla ilgili dikkat çekici bir yanım yokmuş. Çünkü girdiğim her ortamın hali hazırda kendi çevremden oluşması böyle bir gereksinim de doğurmamış. Geçiyorum üniversite ilk güne, şu klasik tanışma faslında uzayan muhabbetlere. Hani sıra sana gelir de anlamsız bir iç titremen olur, kafa sesin bir türlü susmaz 'şunu söyle bunu söyleme' diye. Tam da o gün işte. 
- Nerelisin? 
-Kayseriliyim.
-Yerlisi misin? (bu kibarcasıydı aslında yillisi misindir o)
Talas
-Evet.
-Ooo korkulur sizden ! (ve belli belirsiz gülüşmeler)
Böyle zamanlarda bocalayan bir insansanız eğer mantık sınırlarından sapmış, sanki suç işlemişçesine mahcup cevaplar vermeniz kuvvetle muhtemel. Ancak haberiniz olsun nefes alan her canlı gibi bizler de birer insanız(!)

Gelelim şu yerlisiydi değildi muhabbetine. Gezegende birgün birileri 'evet buraya Kayseri ismini verelim' dediği günlerden itibaren kan bağınız olan insanlar ucundan kıyısından o ana şahitlik etmişse, ya da büyük büyük dedeleriniz hatrı sayılır süreç boyunca ikamet etmişlerse evet yerliler topluluğunun sınırlı üyelerindensiniz. Tabi artık modern zamanların hüküm sürdüğü toplumumuzda böyle ayrımlar fazlaca dile getirilmiyor, getirilse bile hayati önem taşımıyor. Ama varlığını da kimse yerle bir etmiyor. Bizden korkulacağına dair fikre kapılan varsa aranızda, sakinliği korumaya devam. Kayseri insanı pratiktir, kıvrak zekası vardır, hızlı düşünür hızlı uygular, fazla sabrı yoktur ama her daim temkinlidir. Yolculukta, pazarlıkta, kavgada, yön sormada, iş bitirmede ona gözün kapalı güvenebilirsin. Kendine özgü yöntemleri vardır Kayseri insanının ve zamanla bağımlılık yapar benden demesi.

Ama ve lakin trajikomik şeyler de yaşamıyor değiliz. Yazımın başındaki o diyalogu birebir yaşayan bir insan olarak bunu çok rahatlıkla ifade edebilirim. Yeri geldiğinde tavırlarınızı, şivenizi, kafa yapınızı, tepkilerinizi 'garip' ve hatta 'saçma' bulan çok kişi sayabilirim. 'Yani şunlar şunlar iyi de aslında şu olmasa sen şöyle birisi olabilirsin.' gibi ahkam kesmelerin bol olduğu bir ortamda yapmanız gereken tek şey yalnızca ileriye bakarak sessizce devam etmek oluyor. Kesin bilgi.
Neyse konumuza dönelim. Eğer Kayseri' de üniversiteye hazırlanıyorsanız hangi bölüm okuyacağınıza dair büyük bir kitle oluşturmaya başlamışsınız demektir. Kazanırsınız, iki yıllık mı dört yıllık mı olduğuna dair etrafınızı saran meraklı teyzeler on kaplan gücüne eş değerde sorular sorma yeteneğine sahiptir. Hele ki o üniversite bittiyse of of! Bu andan itibaren bir anlamda gardınızı almış beklemeye hazır sayılırsınız. Girdiğiniz her ortamda, karşılaştığınız her tanıdık isimle iş ve evlilik arasında gidip gelen hiçbir zaman bir neticeye bağlanamayan sohbetler yaparken bulursunuz kendinizi. Ama merak etmeyin bir süre sonra beyniniz uyuştuğu için otomatik cevap moduna alıyorsunuz kendinizi.

Herşeye rağmen buna değer! Evet öyle çünkü şu anda bile koca bir tebessümle yazıyorum aklımdakileri. En azından monoton bir hayatın parçası değilim diyorum. Benim için her insan ayrıcalıklı değildir; kendisini geliştirmeyi bilebilen ve hali hazırdaki düzeni sorgusuz kabullenmeden çabalayandır ayrıcalıklı olan. Kendimi ayrıcalıklı olarak nitelendiriyorum ve aslında böyle şeyler yaşamanın da hayatın tadını artırdığına inanıyorum. Birgün herkesin yolunun Kayseri' ye düşmesi dileğimle.. 😋


Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder