3 Ocak 2017 Salı

Merhaba

Evvel zaman içinde, uzun yollar aşılan sıcak çikolatalar içilen, tebessümün oksijen sayıldığı bir gezegen varmış. Mevsim hep kış, karlar hep kırmızıymış. Uzun uzun kavaklar birbirinden renkli zürafalarla boy ölçüşür, arılar çiçeklerle durmadan konuşurmuş.
Günlerden bir gün sarı sakallı bir dev o gezegene rengarenk kumaşlar ile kaplı bir kutu bırakmış. Bu kutu öyle bir kutuymuş ki dışından küçük, içinden geniş ve sonsuz ufuklar barındırırmış. İşte ben o kutudaydım...
Gelin görün ki penceresinden kafamı uzattığım o dünya ile bu kutucuk arasında bir seçim yapmak zorunda bırakıldım. Sarı sakallı devi hep aradım. Arılarla konuştum. Zürafaların boynundan kaydırak yaptım. Kırmızı kar içimi ısıttı, tebessümler ferahlık verdi. Çikolatalar da hep benimdi, hihihi!

Gözlerimi açtığımda güneşi gördüm, rüzgarı kucakladım. 
Taze basılmış kitap kokusunu içime çektim. 
Mürekkebini parmaklarımda hissettim.
Yürüdüm, bazen koştum ve bazen durdum.

Ne de olsa bu benim dünyamdı değil mi... 




Bence

0 yorum:

Yorum Gönder

Buyursunlar,