13 Ocak 2017 Cuma

Gündelik Hayat

Sizin de komedi filminden hallice şeyler yaşadığınız günleriniz oluyor değil mi? Hani böyle arkadaşınızla buluşmuşsunuz da, bir noktadan sonra da kıvama gelmişsiniz gibi bir gün. Ne yalan söyleyeyim benim oluyor, hem de bazen 'yok artık bu kadarı da fazla!' derken buluyorum kendimi. Aslında uzun uzun düşünmeme rağmen bazı şeylerin neden olduğuna dair en ufak bir fikir bile yürütemiyorum. Ha bir de nedense böyle abesle iştigal her olayın da içinde bulunuyor olmam heralde bir tesadüftür diye düşünüyorum.
AVM kültürünü fazla destekleyen biri değilim ama aklınıza gelebilecek türlü çeşit olayın merkezi tam da onlar. Yani aynı anda yüzlerce insanla rastlaşabilirken kendinizi bir aksiyon sahnesinde, bir entrika içersinde ya da olası bir tartışma şahitliğinde bulmanız kuvvetle muhtemel. Bana sorarsanız hikayenin başı toplu taşımada başlıyor. Çok sık toplu taşıma kullanmıyorsanız ve birgün kullanmak için harekete geçtiyseniz eyvah eyvah! Çok değil daha birkaç hafta önce vasıta olarak tercih ettiğim tramvayda -ki kendisi geniş takipçi kitlesine sahiptir- bir elin parmağını geçmeyecek kadar teyzenin muhabbetine dahil oldum, sağolsunlar(!)
- Hatce, bacım, geçen gün böğrüm ağrıyor diyordun nası oldun anam?
- Amaan Ayşe abla acile gittim birdene iğneyi verdiler gerisingeri döndüm.
- Eh, ossun, onunla geçmiş ossun.

Kısa bir sessizlik..

- Anam bugün yediğimden birşiy anlamadım. Keteyi de hazır almış voo kuru kuruya yedirdi bize.
- Gelen sefere ben alayım oturmayı gıı şuna bak sefil olduk içesine.
...
Toplu taşımanın en büyük cilvesi o saat diliminde her kuşaktan insanla aynı oksijeni solumanız gerektiğidir. Hadi amcalar teyzeler bir yere kadar. Yani en azından bir yerde susmayı bildikleri için sabır sınırlarınızda fazla dolaşmıyorlar. Ama o ergenler! Ah o ergenler! Sürü psikolojisine sahip, özgüveni en uç noktada yaşayan, dakikada binlerce kelime sarf etme kapasitesine sahip insancıklar topluluğu.. Biliyorum kanları deli akıyor anlıyorum ama durdan sustan anlamıyorlar arkadaş, bizimki de kafa yani! 
Şimdi burada iki tip ergen var; 1) okuldan kaçanlar, 2) okuldan çıkanlar. Okuldan kaçanların daha tehlikeli(!) olduğuna emin olabilirsiniz çünkü sanki kaşıkçı elmasını çalmışçasına bir endişe içindedirler ve yaşadıkları adrenalini insanlara yaşatabilme konusunda da ustadırlar. Kesinlikle bulundukları ortamın farkında olmadıkları için yaşadıkları her olaya vakıf olmanız çok normal çünkü bağırarak konuşmanın bir tık abartısına sahipler. İşin ilginç yanı bu zamana kadar okuldan kaçıp da farklı birşeylerle vakit harcamak isteyenine hiç denk gelmedim. Tek dertleri internet cafeye gitmek ya da AVM dolaşmak. Ama bir farkla; toplu taşımada bir grupcuk halindeki ergenlerimiz AVM' ye geldiklerinde birleşip adeta çete haline gelmektedirler, lütfen dikkatli olalım(!)
Ergenlerle teyzeler/ amcalar arasında müthiş bir rekabet vardır, ortak noktada uzlaşmaları asla mümkün olmaz. Bunu nasıl anladım, şöyle; bir- iki yıl önce yine tramvay ile ulaşım sağlarken sanırım yağmurlu bir hava vardı ve çok kalabalıktı. Haliyle tıklım tıkış dolu tramvayda normal birşeylerin olması beklenmezdi. Öyle de oldu, kalabalıktan ayakta kalan memnuniyetsiz teyzelerin ve hareketli ergenlerimizin aynı yerde bulunduğu tramvay ani bir frenle sarsılınca bizim hafif toplu teyzelerimiz bir güzel ergenlerimizin üzerine uçuşa geçti. Bir nevi 'altta kalanın canı çıksın' şeklinde düşünebilirsiniz. Sonrası malum.. Ben de neyseki olayı bizzat yaşayanlar arasında olmadığıma şükretmiştim çünkü arada ezilme tehlikesi geçiren halktan insanlar(!) da olmadı değil.
Şimdi düşündüm de bunun gibi sayısız şeyler yaşamışım ve hepsi de birbirinden trajikomik. Ben çözüm olarak kendime bir 'uzak durulacaklar listesi' hazırladım. Ha bir de tehlike anında yapılması gerekenler var. Tabi bir de sakin kalmanın birkaç basit kuralı.. 👏
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder