1 Şubat 2017 Çarşamba

Sen Aslında Sen, Sen Değilsin

'Shopsa shop, filtreyse kralı bende. Daha parlak, daha pürüzsüz cilt de yaparım incecik fizik de!' diyenlerden misiniz?

Güzel memleketimin olmazsa olmaz sosyal medyası ahh sen nelere kadirsin öyle. Seninle de olmuyor, sensiz de bir yanımız hep eksik. Günlerce hatta haftalarca ayarlamalar yapıyoruz, planlar silsilesi kuruyoruz, arkadaş gruplarımızla buluşabilmek için türlü takla atıyoruz. Sonra o gün gelip çatıyor ve akıllarda tek soru fotoğraflarda nasıl çıkacağımıza dair oluyor. Aslında çok komik insanlarız yahu. İnanın hepimiz öyleyiz. 'Yooğğ ben asla değiliim' diyen de on misliyle öyle. Bizi öyle bağlamışlar ki sosyal medyaya, öylesine kanımıza karışmış ki o büyüsü, iki laf etmek yerine gözümüz kapalı tercih ediyoruz. Sosyal medyada herkes tarafından görülmesi ve tabiki beğenilmesi amaçlanan tek bir fotoğraf karesi için saatlerce uğraş verebiliyoruz. Sebebi işte bu cümledeki kalın harflerle yazılmış kelime; beğenilmek.
Hiç düşündünüz mü neden sosyal mecralarda herkes güzel, herkes fit, herkes pahalı mekanlarda gösteriş içinde ya da herkes huzurlu? Ya da gerçekten de herkes o gördüklerimiz kadar güzel, fit, gösteriş içinde ve huzurlu olabiliyor mu sizce? Cevap tabiki hayır. Zaten cevap olumsuz olduğu için bunca boş uğraş. Çünkü artık bir toplum içerisinde boy göstermeye başlamışsanız size sunulması amaçlanan tek bir unsur vardır; olmak istediğiniz kişi olabileceğinizi diğer insanlara ispatlamak. Yani her insan kendi yaşam alanı içinde sahip olduğu çevreye paralel şartlar ile sınırlanır. Bu şartları gözle görmemiz ya da her zaman duyularımızla algılamamız kolay olmayabilir. Hatta tam tersine böyle durumlar içten içe, sessizce işleyen kusursuz planları anımsatır. Bu sayede biz insanlar tıpkı birer robot mekanizmalar gibi beynimize yansıtılan sinyalleri uygulamaya koymak isteriz. İmkanlarımız olsa da olmasa da onu uyguluyor olmak bizler için daha kaliteli insan olduğumuza kendimizi inandırmak gibi bir anlam ifade eder. Birincil amacın bu olduğu bilinen bir ortamda haliyle yardımcı araçların üretilmesi gerekir ki işte bu da direkt sosyal medyayı bizlere sunar. 
Çok geniş bir platform bu sosyal medya ama nasıl oluyorsa normal zamanlarda ya da gerekli şeylere yeri geldiğinde çalışmayan beynimiz bu konuda tam bir profesyonel. Bu beceriden(!) mahrum olanın tek sonu dışlanmak. Bundan haberdar olmayana yapılacak tek şey abartılar ötesi tepkiler vermek -sanki dünyanın sonu gelmişçesine-. Yani ne yaparsanız yapın bir zaman geldiğinde kendinizi bu işin bir ucundan tutarken mutlaka buluyorsunuz. Ha yeri gelmişken tam bu noktada 'ay yok ben sosyal medyaya karşıyım sadece mecburiyetten kullanıyorum' diyen tipler var. Yalan söylüyorlar, inanmayın, kesin bilgi yayalım. Arkadaş bir insan nasıl mecburiyetten instagram kullanır da bir de üstüne onlarca paylaşım yapar ve hepsinde de türlü çeşit filtre uygular sorarım yani. Bir de şu filtre çilesi var. Bence sosyal medya kullanıyor olmaktan daha fazla performans gerektiren birşey. Öyle kafana göre filtre yapamazsın yani. Bunun pürüzsüz yüzü var, parlaklığı var, zayıflık efekti var, bir de tüm bunları yapıp da hiçbir şey uygulamamışçasına doğal göstermesi var. Var da var yani! Sonra ben duymadım vay efendim haberim yoktu demeyin.
Son olarak muhtemelen herkesin başına gelen klişelerden bahsederek toparlayacağım. Malum bu sosyal medya furyasıyla uzun zamandır görmediğin arkadaşlarını falan buluyorsun. Benim hiç öyle bir ihtiyacım olmadı sonuçta hayatımıza milyon tane insan giriyor hangi birisini bulalım değil mi! Neyse, geçenlerde bir arkadaş eklemiş zamanında samimi olduğum ama bir yerde yollarımızın ayrıldığı bir arkadaş. Ekleme faslı bitti vs. o anda inceleme fırsatım olmadı açıkçası. Günler sonra bir bakayım dedim ayy gerçekten demez olaydım. Ben şok! Hayır işin komik tarafı şu oluyor, şimdi zamanında samimi olduğun evine girip çıktığın yaşantısını bildiğin bir insan var sonuçta. Hadi değişti diyelim e gemileri yakıp inanılmaz uç hayatlar yaşayacak hali yokya! Potansiyeli belli bir yerde. Ama ve lakin o fotoğrafları görmez olsaydı bu gözler. Hayretler içerisinde kaldım yani efekt uygulamada ve amacına ulaşmada böylesine bir örnek daha önce hiç görmemiştim. Düşünün bu yazdıklarıma kaç ay oldu halen alışabilmiş değilim hatta arkadaş listemde görüp de bu kimdi sileyim diye niyetlendiğim oldu çoğu zaman.
Velhasıl kelam, sözlerime çok sevdiğim bir şarkının birkaç sözüyle son versem sanırım çok şık olur;

Sen aslında sen, sen değilsin.
Sendeki bende ben değilim.
Bir sen var bende senden farklı
Bir ben var sende benden ayrı.
Kandırma kendini.. 😉

Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder