22 Mart 2017 Çarşamba

Siz ve Olduğunuzdan Farklı Görünme Çabanız

Üzgünüm ama sizin şu kendinizi farklı sergileme anlayışınızdan içim şişti! Sağa dönsem siz, sola dönsem siz, kafamı çevirsem beynimin içinde yine siz. Şöyle bir alana toplasak hepinizi, içimizdekileri söylesek üzerinize alınır mısınız? Hoş, onu da denemedik değilya! 
Hadi bir zamanlar gençlik deniyordu. 'Cehalet' diye geçiştiriliyordu. Kendi haline bıraklar, aman boşverler havada uçuşuyordu -ki bu da nasıl bir mantıksa doğruluğu sorgulanır-. Ama bakıyorum halen bir değişim olmamış. Herkes kendi keyfinin gönlünü hoş etmekle meşgul. Bir de ne kadar istemediğin şey varsa hepsi gelir seni bulurya, en fenası.. Artık bu fenalık durumuna alışmış olmaktan da sahte tavırlar ordusuna mana aramaktan da gerçekten beynim yandı. Hayır ben anlamıyorum, neden bir insan olmadığı bir kalıba bürünmek ister ki? Tamam kendini gerçekleştirme çabası, evet varoluşunu somutlaştırmak istiyor falan filan.. Zaten kimsenin kimseyi engellediği de yok. Çıksın efeler gibi 'ben buyum' desin sonrasına kimse karışamaz. 
Kendime de kızıyorum aslında. Belki de en çok kendime öfkemden dolayı bu karşı duruşum. Kayıtsız kalmayı, önemsememeyi ya da içimde bile olsa şu gelgitleri yaşamamayı bir türlü öğrenemedim. Gerçi eskiye kıyasla bu yine 'tecrübelenmiş' halim. İnsanları biraz daha iyi analiz edebilmiş halim diyelim. Ama işte bir yere kadar..
Bir de şu nabza göre şerbet verenler var. Zekiyim diye geçinen ama türlü çeşit taklalar atarak insanları idare ettiğini düşünen tipler. Hepsi de üniversite ile girdi hayatıma şimdi doğruya doğru.. Sorsan hepsi adeta kanatsız bir melek! O masumiyet rolünü öyle profesyonel oynuyorlar ki durup 'ya bi dakika ben mi yanlış yapıyorum?!' diyorsun. Ben bu tip insanları hayatında tutan bir karakter olmadım hiçbir zaman. Çünkü kimsenin vakit hırsızlığı yapacak kadar hakka sahip olduğunu düşünmem. Ama bazen şartlar öyle farklı oluyor ki, sen ne kadar kaçarsan kaç kestirmeden arayı kapayıp yine önüne çıkıveriyorlar. O da yetmezmiş gibi kaleye içten girerek örgütledikleri takım arkadaşlarıyla bazı haklı çıkma politikaları sunarak umduğun dağlara kar yağdırtıyorlar. Ha çok mu önemli, hayır tabiki de değil. Ama işte gel de iç sesini bastır..
Tek umudum en azından kendi adıma birgün bu maskeleri gerçekten de tamamiyle indirebilmiş olmak. Bir an buna cidden inanıyor muyum diye sordum kendime, cevaptan pek emin değilim ama en azından neyi istemediğimi çok iyi biliyorum. Bu da bir adımdır. Ya da kendini kandırmak. Nasıl adlandırmak istiyorsanız öyle.
Velhasıl kelam, yazmak da olmasa nasıl içimizi dökerdik bilmiyorum.. 💬
Tepkiler:

2 yorum:

  1. İnsanlar sürü halinde yaşayan canlılardır biliyorsun zaten ve çoğu şeyin başı sürüye dahil olma,dışlanmama ihtiyacı.Bir başka neden toplumsal cinsiyetimiz ve rollerimiz gereği bizden beklenen davranışlar. Bir diğeri engizisyon zamanlarındaki gibi farklılığımız gereği ateşe verilme korkusu.yani hukuki veya örfi cezalandırmalar. Özetle çoğu mecburiyetten. Ama haklısın demek istediğini anlıyorum,yalnızsın kabul et ve çaresiz. Yapabileceğin tek şey kabullenmek maalesef.Ya da yazmak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru, hepsine de katılıyorum. Ama şu çaresizlikten kabullenmek de canımı sıkmıyor değil artık. Geriye bir yazmak kalıyor..

      Sil