20 Mart 2017 Pazartesi

#sosyolugat1- Toplum

Oturdum düşündüm ve bundan sonra her haftanın başlangıcı olan pazartesileri, sosyolojik kavramlar/ terimler adına kendi çapımda(!) bir sözlük oluşturmaya karar verdim. Hem kendi bilgilerimi canlı tutmak, hem de 'blogda böyle bir köşem olsa' iç seslerimi biraz dindirmek adına bir yerden başlamam gerektiğini düşündüm. Eh madem öyle buna bir isim de bulmak lazım diyerek sosyoloji ile lugatı birleştiriverdim..

...

Ele almak istediğim ilk kavram tabiki toplum oluyor. Çünkü sosyolojiyi açıklarken ilk başvurulan kurtarıcı kavramdır bu. Ya da lafı uzatmak istemiyorsanız 'amaan toplum bilimi işte canım' der geçersiniz. Bu nedenle kavramda bir takım monotonlaşmalar yaşanmış demek yanlış olmayacaktır.
Toplum denilen şey özüne bakıldığında ortak paydada buluşan, ortak bir kültürü pay edinen ve birlikte yaşama güdüsüne sahip insancıklar grubudur. Gündelik hayat içerisinde her birey için toplum 'tam da orada kendi halinde duran ve üzerine çok da laf söylenemeyecek somutlukta' bir olgu olabilir. Ancak her konuda olduğu gibi toplum adına da keskin genellemeler yapmak, sosyolojik platformda yanıltmalara sebep olmaktadır. Daha açık bir ifade ile, toplum ama hangi toplum? Bunun modern toplumu var, geleneksel toplumu var,  kapitalist toplumu var, efendime söyleyim marjinal toplumu var. Var da var yani.. Diğer yandan bunların hepsini aynı sınırlara hapsedersek, kültürlerinin de yaşam tarzlarının da birebir aynı olduğunu savunmak durumunda kalırız ki bu tip yargılar sosyolojinin kabuslarındandır. 
Bir de şöyle bir algı var, 'toplum işte ya devletle aynı şey.' Cık! Bu sefer işin içine bürokratik meseleler girer ki bürokrasi kavramına değineceğim güneşli günler yakındır(!) Aslına bakarsanız sosyologların da kafası karışık, bir kısmı toplumu olduğu şekliyle kabullenip teoriler üretirken diğer kısım ayrıntılarda boğulup sorgulayıcı bir tarz benimsemektedir. Ancak ortak kanaat, toplumun kişiliğe sahip bir gerçeklik olduğu yönündedir. 
Uzatmadan toparlıyorum; sosyoloji bünyesinde toplumdan bahsediyorsak bir araya gelmiş insanları incelemekle yetinemeyiz. Aksine toplum; insanlar arasında gerçekleşen etkileşimler, yapıp- etmeler, sahip oldukları davranış kalıplarına dair birbirleriyle bulundukları paylaşımlardan ibarettir. Bireyler arası ilişkide herkesin bir görevi vardır ve bunu yerine getirmek birincil amaçtır..
Tepkiler:

8 yorum:

  1. ...diyor sosyoloji. Amma velakin ben bütünsel bir toplum olduğumuzu düşünemiyorum artık. Birbirine tutunan kolları çürümüş, kopmuş ve canı yanan, birbirine uzaktan uzağa bakan gruplaşmalardan ibaretiz sanki :((( (bugün kötücül moddayım galiba)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de ne gruplaşma. Malesef yazarken içimden geçenler tam da bunlardı, tamamen katılıyorum. En fazla yapabildiğimiz böyle kğçğk grupcuklar halinde bir yerlerde bütün olabilmeye çalışmak sanırım..

      Sil
    2. Ayol mimentuş abla o kadar yavan bir anlatım olmuş ki ne anladın sen kız :) ya da bir sosyolog olarak beni tatmin etmemiş olacak. Merak ediyorum şef hanım size de psikolojik derdini açılan oluyor mu ? :) şimdide ablama gideyim bakalım neler yazmış ;)

      Sil
    3. Böyle eleştiriye can kurban, tatmin olmayışları severim aslında daha da özgünleştirir insanı :) Sanırım henüz bir sözlük oluşturmayı nasıl keyifli hale getiririm, öğrenmem gerek. Off hem de ne dertler ne dertler! Şu 'şef' in çıkış noktası biraz da ondan ;) Ailenizin dert dinleyicisi her daim hizmetinizde.. :))

      Sil
  2. Hah sosyologların şahı gelmiş :) tozu dumana katar artık buralarda :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde çılgınlar gibi beyin fırtınası yaparız şöyle topluca :))

      Sil
  3. Kesinlikle katılıyorum. Zaten sosyolojinin olayı da budur, kesin genellemelerden kaçınmak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, tereddütsüz kaçınmak..

      Sil