14 Mart 2017 Salı

Tüketiyorum O Halde Varım!

Toplum olarak birşeyleri hızlı harcamaya, çabucak tüketmeye öylesine endekslenmişiz ki elimize geçen herhangi birşeyin kıymetini kesinlikle bilmiyoruz. Büyüklerimiz hep söyler, eskiden onca imkansızlık içerisinde bile en ufak şeyin kıymetini ne kadar bildiklerini. Oysa şimdi genç- yaşlı herkes malesef bunun değerini anlayacak potansiyele bile henüz ulaşamamış durumda.
Malumunuz çağımızın gereği teknoloji dünyasının en büyük hedef kitlesi tabiki de gençler üzerinde. Genç ve dinamik beyinlerin daha hızlı kavrayabilir olma yeteneğine güvenerek de her hamle adeta onlar için altın tepside sunuluyor diyebilirim. Aslında bir yandan iyi bir yandan kötü çünkü böylesi fırsatlar kullanabilmeyi bilen ellere geçtiğinde devleşebiliyor ve sınırsız fayda sağlıyor. Ama tam tersi olduğunda ise ortaya yalnızca birbirine özenmekten bir adım ileriye gidemeyen bir toplum çıkıyor. 
Gündelik hayattaki koşturmacalarımızda gençlere dair pek çok gözlem yapma fırsatı bulabiliyoruz hepimiz. Bazen değişik şeylerle de karşılaşıyoruz tabi. Ama en azından kendi adıma konuşmak gerekirse bizler ucundan kıyısından da olsa aynı kuşağı bir şekilde yakalayabildiğimiz için fazla garipsemiyoruz sanırım. Böyle söylüyorum ama açıkçası genç yaştaki bireylerin hayatları boyunca boş zihinler olarak yetişmelerine de içim gitmiyor değil. Ben burada biraz cafe kültürüne değinmek istiyorum. Hepimizin bildiği üzere cafeler artık neredeyse hayatımızın temel gereksinimleri arasına girmiş durumda. Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım bir durum var; yeni açılan bir cafe keşfediyorum diyelim. Taze bir mekan olması ilgi alanım dahiline girmesinde büyük rol oynuyor. Bu tazeliği değerlendirip keyifli vakit geçirebildiğim ilk zamanlarda bir sıkıntı olmuyor ancak birkaç hafta sonra tekrar gitmek istediğimde gerçekten o tazeliğin yerinde yeller estiğini görüyorum. Sebebini araştırdığım şey aslında tam da bu hızlı tüketme hastalığına götürüyor beni. Yani düşünün artık o kadar yapacak hiçbir aktivitemiz kalmamış, o kadar boş vakit sahibi olmuşuz ki anında o şeyi elde edip anında hevesimizi alıp anında bir kenara bırakır hale gelmişiz. 'Hızlı yaşıyorum, hayatımın her dakikasını değerlendiriyorum.' kafasını bence çok yanlış yorumlamışız. Ha herkes mi böyle, tabiki değil. Ancak burada irade denilen o kavram fazlaca önem taşıyor. Çünkü kapılıp gitmek, sıradanlaşmak çok da zor olmayan şeyler. Çoğunluğun tercih listesinde ilk sırada gelen şeyler. Biraz kafa yormak ya da farklı olmak -ama farklı olacağım diye de absürtleşmemek- gibi şeylere ihtiyacımız var aslında. İşte tüm bunların yolu da meraktan geçiyor. Merak yani araştırmak, keşfetmek, istek duymak.. Sadece bakmak değil onu gerçekten hissederek görmek. Alışmışız armut piş ağzıma düş olayına, hazıra konmanın keyfini aldığımızı düşünüyoruz. Ama aslında yaptığımız tek şey onu hunharca harcamak oluyor. İşte bu yüzdendir o arkadaş ortamında yapacak birşeyler bulamayışlarımız. Ya da bu yüzdendir hep aynı mekanlarda takılmalarımız. Şöyle kafamızı kaldırıp bir baksak çoğu şeyi idrak edeceğiz aslında.
Bir de bu özenme meselesine takıyorum ben ya! Yani tamam aynı zevklere sahip olabilirsin ya da aynı hayat tarzında ilerlemek istiyor olabilirsin. Ama madem öyleydi şimdiye kadar aklın neredeydi be arkadaşım! Neden kendin düşünüp üretemiyorsun da o şeyi illa başkalarında görmen gerekiyor yani? Buna hiç anlam veremiyorum gerçekten. Hem kişinin kendi hevesini hem de karşıdakinin direncini yerle bir eden bir durum bence bu. Yanlış anlamayın, 'ben çok farklıyım off kimse bana benzeyemez' demiyorum. Hatta bize ilham verecek kişileri kendimize bir anlamda idol olarak belirlemenin motivesine de inananlardanım. Sadece o 'kopyala- yapıştır' durumu bana fazlasıyla ters geliyor. 
Çok mu şey istiyorum bilmiyorum ama, bu isteklerim arasında sanırım en önemlisi etrafımda gözlerini tam anlamıyla açan, farkındalığı yüksek bireylerin daha da fazlalaşması yönünde. Yani diğer bir deyişle; okuyan, çok okuyan, okuduğuyla yetinmeyip araştıran bireylerin fazlalaşması demek istediğim. Yine hızlı tüketebiliriz ama kaliteli tüketelim yeter.. 👌 
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder