12 Nisan 2017 Çarşamba

Biraz Derinlik Lütfen

Uzun uzun düşündüm ve sanırım bu defa hayatta en nefret ettiğim şeyi buldum. Bilmiyorum, bu aralar ruh halime göre bundan nefret etmek istiyorum. Büyük ihtimalle haftaya ve sonraki haftalara nefret edilecek daha 'entelektüel' şeyler bulabilirim. 
Şu kelimeyi vurgu arasına aldım. Neden, çünkü ortam kendini entelektüel göstermek isteyen nev- i şahsına münhasırlarla kasılmaya başladı. Ya da çoktan öyleydi de algıda seçiciliğim tuttu galiba. Neyse. Eline kahvesini alıp, gözüne yuvarlak kemik gözlük takan, boynuna doladığı şalını çekiştirirken bir elinin tüm parmaklarına taktığı devasa yüzükleri şalına takılan 'kahretsin bugün de şu tarafımdan entelektüel uyandım' diyerek geliyor. Buyursun gelsin hiç de umrumda değil de gelip de gözümüze gözümüze sokmasın mesela. 
Yıl olmuş 2017, elinde antin kuntin kitap taşımayı bir marjinallik göstergesi sanan neslin sonu gelmemiş meğer! Tıklım tıkış toplu taşımaya biniyorsun ya bari ortama uyum sağla da orada elinde tutma. Git bir cafeye bilmem ne krokanlı bilmem ne latteni söyle, kitaplarını da kermese katılmışsın gibi diz masaya, eyvallah. Diyorum ama şimdi de ona biraz takık vaziyetteyim. Ben uyurken birisi çıktı da 'üniversiteli gençler genç olduğunuzu hissetmek mi istiyorsunuz? Yoksa siz hala entelektüel etiketini almadınız mı? Tek yapmanız gereken 'popi' cafelerde boy göstermek, çıkın çıkın gidin!' dedi haberim mi yok yani nedir. Bir bitmediniz arkadaş ya! Ayy madem bu işe gönül verdin(!) git bir usül öğren bir eğit kendini. Oturmasını kalkmasını, elinde kahve tutmasını öğren be arkadaş! 
Neyse konudan sapmadan odaklanıyorum. En nefret ettiğim şeyi bulmuştum evet; sığ insanlar. Sanırım en iyi böyle ifade edebilirim bunu. 'Ayy ama ben öyle sanmamıştım ki, yaa ama ben öyle düşünmemiştim ki!' Niye, düşüncelerini nadasa mı yatırdın? Ya da beynini ulusa mı bağışladın nedir yani? Hadi varsayalım hiçbir şeyden haberin yok(!), evinde teknoloji yerle bir. Heralde içi geçmiş robot falansın yani -ki robotların marifeti boldur-. Bakıyorum, kaç yaşına gelmiş ve belki görmüş- geçirmiş kategorisine adaylığını koymuş insanlar. Birşey sordun mu 'hebele hübele, zönk!' Gerçekten bu tepkiyi verene şahit oldum ya. Kafa mı buluyordu ciddi miydi bilmiyorum ama bence ciddidir o.. Ha bir de şöyleleri var; 'azizim her sabah sütlü çayımı yudumlarken gazete manşetlerine göz gezdirmezsem içim rahat etmez vallahi' tarzı kraliyet ailesi baş müsteşarları. Ama şöyle toplu alanda söz sırası ona gelse iki lafı bir araya getirmek yerine kuğu gölü balesi yapmayı tercih eder bence..
Bitti mi, hayııır! Sırada en fenası var. Herşeyi bildiğini sanıp beyninde uzay boşluğu besleyenler. Bunların bir tuşu var, yıllaaar yıllar önce bir akıllı basmış ve bir daha da kapanmamış. Hangi ortama girseler illa bir fikirleri olacak, kim ne yapıyorsa illa bir karışacak. 'Dünyanın uydusu aydır' denilen bir ortamda utanmasa 'yok canım iyi bakın marstır o mars' diyecek mübarek! 
Nasıl böyle uç noktalarda yaşayan bir toplumuz anlam veremiyorum doğrusu. Bir kesim gelişirken diğerleri yer altına mı saklanıyor n'apıyor, ne gündemden ne kitaplardan bir haberler. En son okuduğu kitabı hatırlamayan, en son gezdiği yerleri hafızadan silen, geleceğe dair çıkarımlarda bulunamayan, öyle kendi halinde kumda oynayan insanlar mıyız yani, bu mudur olayımız? Ya da kendi çocuğuna 'bak kitap okumazsan şöyle şöyle olur' diye parmak sallarken kendisi bir kitap kapağı dahi açmayan ebeveynler mi olmalıyız yani? Maşallah bir çene var, kim aklına ne eserse konuşuyor da konuşuyor. Vay efendim bir durayım, birkaç defa düşüneyim, bu dediğim lafın yolu nedir ne değildir hiç düşünen yok cidden çok zekice davranışlar bunlar!
Neyse, yazdıkça daha da hırslanıyorum ama elde var sıfır. İşte bu sonuca ulaşıyor olmak da en vahimi bence..
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder