4 Nisan 2017 Salı

Güncellenmek İçin Çocuk Olmak

Birlikte büyüdüğüm, hayatımı paylaştığım arkadaşlarımın çoktan hayatın tozunu yutup çoluk çocuğa karıştıkları gerçeğini kabullendiğim gün, bir çocuğun dünyasına daha yakından inebilmeyi öğrendiğimi farkettim. İtiraf etmek gerekirse bundan yaklaşık beş yıl öncesinde çocuklara karşı bir uzaklaşma hissetmeye başlamıştım. Sebebi çok farklıydı, belki genelleme yapmam yanlıştı ama yine de elimde olmayan sebeplerden dolayı hep bir adım geride kalmıştım. Sonra birgün hiçbir kan bağım olmamasına rağmen dünyaya gözlerini açan bir çift göz ile birlikte 'manevi teyze' olarak adlandırılmaya başladım. Meğer içimdeki çocuk ölmemiş(!)
Malum havalar ısındı -gerçi burada hiçbir şey belli olmuyor- ve çocuklar evlere hapsolmuş vaziyette sıkılırken yapılacak tek şey onları sevindirebilmek oluyor. Hani kafa dağıtmak için müzik dinlersin, kitap okursun, bir uğraş bulursun falan ama bir çocuğun hayal dünyasında gezinebilmenin tadını vermez ya, işte öyle birşeydi bugün. 'Teyze hadi şimdi seninle bir plan yapalım mı?', 'Teyze peki bu neden böyleymiş?', 'Teyze su verirmisin, bir de şeker, bir de pasta istiyorum..' gibi cümleleri dakikada sayısız kere kurma potansiyeli olan bir küçük insan karşısında gel de mutsuz ol..
Orijinal bir teyze değilim evet ama çocuk saflığı kavramların derinliğinde boğulamayacak kadar saf, anında içselleştirecek kadar temiz doğrusu. Bu nedenle tüm bir gün boyunca her isteği gerçekleştirmeye çalışıp tatlı bir koşturmaca yaşadım sanırım. Aslında amacım hem bir çocuğu mutlu edebilmek hem de aklımdakileri bir kenara bırakıp en yalın haliyle birşeyler yapabilmekti. Bu arada çizgi film kanallarının sürekli aynı şeyleri gösteriyor oluşunu da öğrenmiş oldum. Hatta tüm çizgi filmler hakkında geniş çaplı bir bilgilendirme semineri almış da olabilirim.. Ama anladım ki bazen yapılması gereken tek şey tüm bu kaoslardan, egolardan, hırslardan ya da ben merkezciliklerden uzaklaşıp öze dönebilmeyi becerebilmekmiş. Ne kadar mümkün bilemiyorum ama çocuk gibi düşünebilmek hayatın bazı evrelerine serpiştirildiğinde belki de şu olmaz denilenler olabilir, sıkıntılar hafifleyebilir.  
Bir de şu birbirine 'dayanamama' psikolojisi var değil mi.. Hani bir ortamda sevdiğiniz biri bile olsa aşırı birliktelik sonucu ruhun ya da bedenin alarm verdiği bıkkınlık duygusundan bahsediyorum. Tahammülsüzlük de denilebilir. Ben bunu modern çağın sunduğu şartlardan sayıyorum açıkçası çünkü ne kadar gelişme varsa, o kadar hızlanma artışı ve bir o kadar da sabır tükenmesini beraberinde getiriyor. Hal böyle olunca kurulacak on cümlenin en fazla beşini tam anlamıyla dinleyebilen ve geri kalanını boş zaman etkinliği olarak gören bizler kendimizi garip bir bunalıma sürüklüyoruz sanırım. Bu durum bir de çocuk üzerine uygulandığı zaman işte o hep şikayet edilen, memnun olunamayan, kıyaslanan çocukların tohumu yolun en başında atılmış oluyor. 
O değil de işin en garip tarafı normal şartlar altında zaten olması gereken durumları, öyle olmadığı için şaşkınlıkla karşılamak bence. Şu durumu bir türlü kabullenemedim. Bu gidişle de sürekli abes karşılamaya devam edecek gibiyim..😶


Tepkiler:

2 yorum:

  1. İnsan bir çocuğun saflığına inebildiği zaman kendisiyle tanışıyor...

    YanıtlaSil