4 Nisan 2017 Salı

Hızlı Tozlanmış Bir Yazı

*yaşanmışlığı hakkında şüphe duyulmayan şeyler


...son günlerde nefes almama değecek hiçbir şey yok. Hayatın unuttuğu, insanların itelediği önemsiz bir vaka gibiyim. Geceleri uyumaktan çok kafamdaki seslerin susmasını bekliyor, bekliyor ve bekliyorum. Yolunu şaşırmış diyorlar bana ama yanlış, yolumu bulmak istiyorum ben..

-Bu yaşa kadar yaşadığınız hayat sizin. Emekleriniz?

Emeklerim.. Kaldır at bir kenara. Ben görmek istiyorum anladın mı? Hissetmek, algılamak, yorulmak, canlanmak istiyorum. Şu gösteriş delisi insanlar arasında en yalın halimle varolmak istiyorum. Bir çanta, bir kot bir de kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum mesela.

-Ama buradasınız ve sorumluluk yüklüsünüz. Bu hayatı seçen de sizdiniz, ne yaşayacağınızı tahmin etmesi gereken de..

Haklısın, başlangıçta güzeldi herşey çünkü gençliğimin en verimli yıllarıydı. Bakma sen bu yaşıma, içimde dinmek bilmeyen bir fırtına var. Ruhumun ardında kaldığı şu hapishaneden bir kurtulabilsem. Sadece 'o' ve ben.

-O derken?

Söyleyemem biliyorsun ama aranızdan biri. İçinizde ve her sabah onunla uyanıp her gece onunla uyumak ya da şu bürokratik meseleler arasında rol yapmaya çalışmak haddinden fazla yordu beni. Bak, beni dinle. Sana güvenebilirim değil mi? Güveniyorum aslında, yoksa seninle sıradan bir vakitte bu pizzacıda böyle bir muhabbete girmezdim.

-Yanlış yapıyorsunuz zaten ama bunu benim dile getirmem bir işe yaramaz. Siz de farkındasınız.

Sen de kızgınsın bana değil mi? Kız hergün beni görüp de nasıl bana karşı sinirli olmayasın! Neyse bak beni dinle, birgün gideceğim buradan. Hem de bir anda ama sessizce. Sen bil, farkında ol ama farklı davranma. Onlar gibi şaşır, belki üzül, belki sevin. Ama uyum sağla tamam mı?

-Hocam sizce bu konuşma ne kadar sağlıklı? Beni ne ile uyardığınızın farkında mısınız?

Evet. Sıkıldım işte ya ben yine. Şu yaşımda hiç olmaz dediğim birşey oldu, hiç yapmam dediğim birşeyi yaparken buluyorum kendimi. Hergün bir insanın gözlerinin içine bakıp hergün ondan ölümüne uzaklaşmak ne demek sen biliyor musun? Sizinkilere benzemiyor bu sefer.

-Oysaki ben tam bir heves olduğunu düşünüyorum. Kusura bakmayın bu kadar açık konuşmam belki saygısızlık, belki haddim değil ama.. Yapmayın. Pişman olacaksınız.

Hayır, olmayacağım.

...

...Nasılsın kızım? Uzun zaman oldu, yazmak istedim ama cesareti bulamadım. O günden sonra ben ve o birlikte şehir değişimi yaptık. Ha bir de annem vardı yanımızda. İlk bir hafta herşey güzeldi, uyumluydu, huzurluydu. Geceleri uyuyabilmeye başladığımı hissediyordum. Sonra zaman kapıyı çaldı ve ben işte yine sana utana sıkıla da olsa mesaj atarken, üzülmüş ama umursamazken buldum kendimi. Haklıydın demem seni rahatlatır mı bilmiyorum ama haklıydın.. Sevmek, sönmüş bir volkanı alevlendirirken kalbine bin bıçak saplanmasına izin vermekmiş. Pişmanım demek umrumda değil ama ben aynıyım biliyorsun değil mi? Yine gidiyorum, yeni sevmelere ve yeniden sevmelere..



Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder