1 Nisan 2017 Cumartesi

Vicdan Azabı İçin Çıkışlar Sağdan

Geçenlerde bir haber sitesinde 'hayatınızın muhakemesini yapmaya vicdanınız ne kadar izin veriyor?' gibi bir başlık okudum. Genel anlamda insanların kendi hayatlarına dair önermelerde bulunamadıklarını ve bunun da nedeninin çektikleri vicdan azabı dozunun artış göstermesi olduğu fikrini öne sürüyordu. Hatta işin ileri boyutu artık kronikleşmiş acıların açığa çıkmasıyla sonuçlanıyormuş. Açık konuşmak gerekirse böylesi net yargılara hangi veriler dahilinde ulaştıklarını hem merak ettim hem de bir haber nasıl bu denli genelleme yapabilir diye kendimi sorguladım. Neden kendimi sorguladım o da ayrı mesele ama sanırım bu tip bir haberi okumuş olmaktan duyduğum rahatsızlıktı buna sebep olan. 
Öncelikle kendisini toplum arasından 'sıyırabilmiş' ya da belirli özellikleri doğrultusunda kitle edinebilmiş kurum, site, topluluk -ya da her nasıl adlandırmak isterseniz- gibi kategorilerin, insanlar üzerinde oluşturmaya çalıştıkları algı politikasının tamamen karşısında duruyorum. Evet, bu bir algı operasyonudur ve yapılmak istenen de 'al işte haber bile doğruyu söylüyor ben mahvolmuşum hayatım vicdan azabıyla dolu' tarzı bir ruh halinin ta kendisidir. Sınırları geniş kitlelere hitap edebilme potansiyelini eline almış ya da bu özgüveni edindiğini düşünen kimsenin bana göre bu 'tektipleştirme' kafasını yaşaması kabul edilemez. Niye edilsin ki? Hangimiz bir diğerinin hayatı hakkında yargıda bulunma hakkına sahip? Ya da hangimiz en yakını olsa bile bir diğerinin hayatı hakkında devasa bilgilere sahip? Cevap: hiçbirimiz. 
Şimdi zamanda yolculuk yapıyorum ve geçmişe dönüyorum. Şu ilk çocukluk evrelerinden gençliğe adım atılan günlere. Çoğumuzun kafasında 'Aman şunu yapma, şöyle deme, hak yeme, vicdanın rahat etmez, pişman olursun' gibi gibi milyonlarca kelime havada uçuşuyordur eminim. Hep bir kısıtlama hep bir hata yapmayı engelleyici mekanizma. Yahu bırakın da hatamı da kendim yapayım vicdanımı da kendim inceleyim! Bu olayı eski zamanların cahilliği klişesine bağlamak istemiyorum. Aksine zamanın eskisi yenisi farketmeksizin her dönemde kendisini lider ilan eden baskı mekanizmalarının varlığıdır bu. 
Ayriyeten diyelim ki yaşam serüveni boyunca onlarca hataya imza atmış ve vicdanımızla baş başa kalınca acı çekiyoruz. Durum böyleyken ve zaten çoğu şey adına geç kalınmışken kalkıp da bunları tekrar yüze vurmak mı maharet? İşte size bir yandan yaparken diğer yandan yıkma olayının en temiz örneği. Malum günümüzde herkes uzman, herkes saygın kişilik ya(!) aman birisi de ortaya bir yargı koymaktan eksik kalmasın!
Bir de hata yaptıktan sonra kendi kabuğuna çekilen, dünyadan soyutlanan insan tiplemeleri var tabi. Nedensizce bunalımlara sürüklenen bir yaşam tarzını, bir nefeslenip o hatayı telafi etmenin yerine tercih eden cinsten. Bunu bir mantık koltuğuna pek oturtabildiğim söylenemez. Sonuçta kimse kusursuz ve ulaşılamaz değil. Eh, hata yapmak da insanın doğasında bulunan bir unsur olduğuna göre..
Fakat burada bazı 'akıllı geçinen' insanlara dikkat etmekte fayda var. Şöyleki, affedici bir yapınız varsa ya da alttan alıcı bir fikir yapısı da diyebiliriz, karşı taraf sizi nedense içi boş saflıkta bir konuma yerleştirmek istiyor. Çünkü siz olumlu tavırlar sergiliyorsunuz ya, olayların çok da farkında değilsiniz onlara göre. Ve tabiki onlar da ultra akıllı oldukları için(!) böyle benzer hatalar silsilesini önünüze koymaktan hiç mi hiç utanmıyorlar. Bu konuda tavsiyem onları benzer bir durum yaşanmışken pür dikkat gözlemlemeniz. Sonra zaten 'ya ben n'apıyorum' diyerek silkelenip uzaklaşıyorsunuz. 
Uzun lafın kısası eğer başınızı yastığa koyduğunuzda kalp atışlarınız kendinden geçiyorsa ve vicdanınız ile düşünceleriniz arasında mekik dokuyorsanız büyük ihtimalle onlardan son sürat kaçtığınız içindir. Sakin olun, yüzleşin, korkmayın. Her insanın kendi karakteri doğrultusunda şekillenen bir hayatı vardır ve yapılan her davranış o dönemin şartlarına göre değerlendirilmelidir, unutmayın. Ama en önemlisi kimseye, hayatınızın kontrolünü ele geçirecek derecede bir ayrıcalık tanımayın. Bu bir arkadaş da olabilir, bir haber sitesi de..
Tepkiler:

4 yorum:

  1. Muhakemenin dozunu kaçırmamak gerekiyor,ben hep kendi adıma çok acımasız oluyorum. Ve evet sustukça saf sanar seni karşındaki,mesela beni hep saf bilir çevrem:) en büyük hata hata yapmamaktır ve temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur.Aslında yorum yapacak bir şey yok ya,okudum demek maksadıyla şey ettim :) iyi geceler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de fazlasıyla susuyorum ve sanırım o saf takımına giriyorum, yazıyı kendime yazmış da olabilirim :) Hata yapmamak tabiki güzel ama yapıyoruz ne yazıkki ve depresif takılmaktansa kendimizi özgür bırakmalıyız bence.. iyi geceler :)

      Sil
  2. İçerik olarak evet yorum yapacak fazla bir şey yok.. katılıyorum. Sadece bir iki yerde yazım hatası gördüm sadece onu söyleyebilir miyim? :) ...saygın kişilikya ve çünkü siz olumlu tavırlar sergiliyorsunuzya cümlelerinde "ya" lar ayrı olacak. Bu kadar güzel bir yazıda nazar boncuğu olsun o kadar :))) Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim tabi her zaman söyleyebilirsiniz çok memnun olurum, hızla yazarken dikkat etmediğim ya da gözümden kaçan şeyler olmuyor değil hemen düzeltiyorum :) Sevgiler benden..

    YanıtlaSil