13 Temmuz 2017 Perşembe

Beni Böyle Sev, Seveceksen

Dramada herşey o kadar net, o kadar şeffaf ki aslında gündelik hayatta bildiğim ya da hissettiğim duyguları en üst seviyesinde yaşadığımı farkettim. Bir insana bakarken, gülerken, temas ederken ya da iletişime geçerken bazı kalıplar oldukça monotonlaşmaya başlamış. Tabi zaman ve yaşanmışlıklar da birikince zihnimdeki birey değerlendirmesi kavramı bir miktar dönüşüme uğramış.
Çok klişe olacak ama şimdi gerçekten de 'bizi biz yapan şey farklılıklarımız' diyeceğim. Diyeceğim çünkü bence bu, özgüvene doğrudan ışık tutan en önemli yol. Bundan iki gün önce dramadan bir arkadaşın fiziksel bir noktasına dair içinde bulunduğu çekincesinden haberdar oldum. Daha doğrusu kendisi dile getirmese de gün boyu aynı oksijeni soluduğumuz için gözlerindeki tedirginliği ufak bir gözlem sayesinde farkettim. Bir ortama ilk defa girdiğimde çok iyi gözlem yaptığımı düşünen ben, böylelikle yine yanılmış oldum (!)
Neyse. Drama canlandırmalarında karşınızdaki ya da yanınızdaki bireylerle etkileşime geçmenin en doğru yolu, kendine güvenmek ve rahat olmak. Aksi takdirde vücudu saran endişe bir süre sonra bocalamaya ve sonrasında da tamamen çöküntüye sebep oluyor. Aynı zamanda karşı taraftan gelen en ufak güvensizlik sinyali, motivasyonun hızla ortadan kalkmasına neden oluyor. Bana kalırsa bu hayatta çekindiğimiz, belki utandığımız ya da baskı altında kaldığımızı düşündüğümüz unsurları aşmanın en temiz yolu böylesi ortamlar. Çünkü o an geldiğinde herkes eşit seviyelerde ve eşit konumlarda kendisini gösteriyor. Haliyle gündelik hayattaki sevilme/ beğenilme arzusu (!) akla bile gelmiyor.
Kimse bir başkasının sevgisini kazanma maksadıyla kendisini dar kalıplara koymamalı bence. Tabi zaman, şartlar, ortam ya da herhangi bir faktör yeri geldiğinde bunu engelleyebilir. 'Aman sevmezse sevmesinler n'apalım!' da demiyorum. Birey değerlendirmesini spesifik fiziksel nitelikler üzerinden yapıyorsa zaten uzak kalsın. Tabi bunları diyorum ama biliyorum ki bazı alışmışlıkları değiştirmek ya da kabullenmek her zaman toz pembe olmuyor, belki zaman istiyor. Belki de zaman istemiyordur da bu yalnızca içimize sunduğumuz bir bahanedir. Önemli olan işi kafada bitirmek ve her daim kendine olan inancı tazelemektir...
Tepkiler:

22 yorum:

  1. Sosyal toplumların getirisi olan uyum sağlama zorunluluğu, yapımızda olmayan şeyleri yapmamızı şart koşmakta. Sorunun büyük kısmı bundan kaynaklansa da kısmen sorunların aşılması aynen senin dediğin gibi yavaş yavaş olmalı. Yoksa hem kendimizin hem de çevremizin şoka girmesine neden olur ^.^ Drama derslerinde ne güzel şeyler yaşıyorsun sen öyle ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki bu yorumun tamamlayıcılığının güzelliği :)) Evett çok güzel şeyler yaşıyorum, imkanım olsa da her dakikayı paylaşabilsem vallahi ;)

      Sil
  2. Sosyal uyumdan bahsetmiş yukarıdaki arkadaş şef fark ettin mi ? :)okurların sosyolog olma yolunda ;)

    YanıtlaSil
  3. Bende uyum konusunda çok sıkıntı yaşıyorum diyebilirim. Karşı tarafı kırmamak ve memnun etmek için kalıplara girebiliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki doğru bilinen bir yanlışı çoğumuz yapıyoruz. Bunu aşmak zaman ister ama önemli olan aşabilmek tabi.. :)

      Sil
  4. Yaa ben başlarda herkesi cok severim. Huylarina göre zamanla kategori atlar yada küme düşürürüm. Ama ben herkes beni sevsin istiyom
    Sevmeyince üzülüyom haha 😀😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha :D Aslında o da çok yanlış. Açıkçası eskiye dönüp değiştirme imkanım olsa başlarda herkesi çok sevdiğim zamanları değiştirirdim.. :)
      Seni sevmeyen ölsün be! :D

      Sil
    2. Ay öyle demee. Sonra toplu mezarlar açmak zorunda kalirizzz 😀 ya baslarda önyargisiz yaklasip seviyorum. Tanidikca sekilleniyorlar gözümde. Ne biliyim bana bu dogru geliyor. Ama insanlari cok cabuk analiz ediyorumm ve %90 yanilmam. Cabuk tani koyarim 😀

      Sil
    3. Dramaya beraber gitmeliymişiz ;))

      Sil
  5. Weber veya Marx olacağız bu gidişle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha yok onları olmayalım ya ;))

      Sil
  6. Okumanın,öğrenmenin ve öğrendiklerini aktarmanın ne kadar güzel bir şey olduğunun farkındasın değil mi? Güzel olmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de çok farkındayım, gerçekten öyle... Teşekkür ederim :)

      Sil
  7. "beni böyle sev seveceksen", bir de "beni gerçekten tanısaydın yine de sever miydin?" var onu hatırladım, elinize sağlık, ilginç bir konu gerçekten:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa, evet bir de o vardı değil mi, trajikomik yahu. :) Teşekkür ediyorum.. :)

      Sil
  8. kimse kendimiz olduğunda bizi sevmiyordur belki. çünkü kendi gbi olmayan insanlar arasında savaşmak ve kendin olarak savaştan çıkmayı başarmak gerçekten çok zor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bence tam tersi, çoğu insan içten içe kendi olanların arayışında. Dediğiniz gibi o savaştan dolayı da bunu içinde baskılayan çok.. :)

      Sil
  9. insan ilişkileri. en iyisi insanlardan uzak durmak. daha kolay böyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzak durmak istediğin dibinden ayrılmıyor, yanımda olsun istediğin de köşe bucak kaçıyor. Ah kaderin cilvesi ah! :))

      Sil
    2. bunun çözümü, hiç kimseyi yaklaştırmak istemiyceen, hiç ayrıcalık olmuycak :) asıl olarak zaten en istediğini yaklaştırmıycan :)

      Sil
    3. Ahaha doğru ya, ulaşılmaz olmanın coolluğu ;)

      Sil