20 Temmuz 2017 Perşembe

Dorothy Heathcote

Hayal kurmak ve ileride bu hayalin gerçekleştiğini görmek güzel şey olsa gerek... Düşündüm de hayatımın hiçbir noktasında sahici hayal kurmamışım, kursam da ona inanmamışım. Ama Ömer Adıgüzel* öyle yapmamış. Yıllar yıllar önce çıktığı yolu kurduğu hayallerle harmanlayarak ilerlemiş. Mesela ilgi duyduğu yaratıcı dramayı birgün psikoloji, sosyoloji, oyun ile bağdaştırarak kitap haline getirme ve bu kitabın ön yazısını da Dorothy ile sunma hayali varmış. Yapmış da...
Açıkçası Dorothy kaleminden Adıgüzel' e yazılan ön sözü okuyunca 'vay be helal olsun' demekten kendimi alamadım. Eh, madem öyle ben bir yazı yazayım, elimden geldiğince de tanıtmaya çalışayım istedim. 😉
Yaratıcı drama tarihine bakıldığında ve bu alana ilgisi olan çoğu kişinin doğrudan farkında olduğu Dorothy Heathcote, hem bu alandan faydalanan hem de bu alanı etkileyen tam bir 'öncü' sıfatında. İngiltere başta olmak üzere yurtdışında kendi imkanlarıyla ve tabiki becerileriyle sayısız öğretmenin yetişmesinde de emekçidir. O' nun hikayesi aslında kalabalık bir ailede büyümesi nedeniyle hep birşeylere ilgi duyması ve kendini yetiştirebilmesiyle başlıyor. Hatta bu bağlamda gençliğe adım attığı yıllarda bir tiyatro okulundan burs alıyor ve zamanının nitelikli uzmanlarından tiyatro dersleri almaya başlıyor. Tiyatronun yanında dramaya verdiği önem ve özgün karakteri, adının duyulmasına ve kariyerine olumlu katkılar sağlıyor.
Gelelim Dorothy için dramaya... Kendi deyimiyle eğitimde drama 'yaşamın pratiği'. 'Gerçekliğin varlığı içinde yansıtıcı unsurlar yaratmak benim öğretimimin doğası' demiş kısaca. Eğitim- öğretim süreci boyunca yaratıcılığın önemini kavrayan Dorothy, çalışmalarını geliştirirken bir drama fabrikası kurmuş ve öğrencileriyle birlikte yaratıcılık- çok boyutluluk ekseninde araştırmalar yapmıştır. Aslında burada kendisinin otoriter bir drama öğretmeni olduğunu söyleyebilirim çünkü O' na göre bir çocuk, kendisini ifade etmeye hak kazanmalıdır. Yani Dorothy, bir çocuğa özgürlüğünü altın tepside sunmak yerine kendi güçlerini keşfetme zamanını yavaş yavaş tanıyan bir anlayış benimsemiştir. Kendisinin benim açımdan en çok hoşuma giden tarafı, öğrencilerini rol alma aracılığıyla dramatik olaylara ya da dramatik aktivitelere duygusal olarak katılmaları yönünde teşvik etmesi ve aynı zamanda tüm bunlara sosyolojik perspektiften bakmalarını sağlaması oldu. Böylelikle Dorothy, öğrencilerin bireysellikten/ bencillikten uzaklaşarak insanlık adına daha derinlemesine bilgi edinmelerini hedeflemiştir. 
Tüm bunların yanı sıra Dorothy için drama grup çalışması halinde gerçekleştiğinde amacına ulaşır. Benim için de bu düşünce tamamen doğru çünkü doğrudan tecrübe etme şansı bulduğum drama süreci boyunca ben aslında yanımdakilerle anlam bulabiliyorum. Daha doğrusu çok yetenekli, yaratıcı, özgün ya da rahat olsam bile grubum içinde kendisini ortaya koyamayan bir kişi bile olduğunda tüm fikirler havaya savrulmuş oluyor. Bu nedenle drama eğitmenlerinin grup dinamiğine ve etkileşimine sıklıkla vurgu yapmalarını garipsememek gerek. Ha bir de grup uyumunun bireyde aidiyet hislerini canlandırdığını da söylemekte fayda var. İşte tüm bunlar kapsamında Dorothy dramayı, oyun yapmaktan ziyade kurgulamak olarak nitelendirmiş ve işin öğreticilik yönüne ışık tutmuştur. Bunu da kendisinin ağzından örneklemek istiyorum; "ben öncelikle öğretme işinin içindeyim, oyun yapma değil; hatta oyun yapmaya dahil olduğum zaman bile. Ben herşeyden önce düşünmekle, birşeyi başka şeyle ilişkilendirebilmekle, iletişim kurmakla meşgul oluyorum. Bu sürecin sonunda iyi bir tiyatro da ortaya çıkabilir; fakat ben önce bu süreçten iyi insanların çıkmasını istiyorum."
Sanırım tüm bir yazıyı böyle özetleyebilirim çünkü ne kadar mümkün olduğunu bilmesem de iyi insanların çıkmasını ben de ümit ediyorum...

*Çağdaş Drama Derneği' nin genel başkanı. Dramayı hayatına işleyebilmiş çok fonksiyonlu kişilik.

Tepkiler:

2 yorum: