3 Temmuz 2017 Pazartesi

#sosyolugat13- Kentleşme& Kentlilik

Sosyolojinin bir zaman sonra kentleşmeye ilgi duyması, bünyesinde bu disiplin için de olanak tanımasına imkan vermiştir. 19.yy' ın hızla gelişen sanayi şehirleri aslında ilk zamanlardan itibaren kendisini gösterse de bu büyümenin getirdiği denetimde bir esneklik ya da gevşeklik de kaçınılmaz olmuştur tabi.
Adı üzerinde kentleşme, bir şehrin oluşumunu ele alan bir kavramdır. Bu sürecin çok uzun soluklu olduğunu dikkate alarak, ticaretin ve tabi ki kapitalizmin genişlemesiyle birlikte büyük şehirlerin kurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yani aslında monotonluktan ziyade sosyolojik tartışmaların hatrı sayılır boyutta olduğunu söyleyebilirim. Pek sevgili sosyoloji dünyası, ele aldığı çalışmalarda genel olarak modern toplumlar ile gün yüzüne çıkan kentleşme üzerinde durmuştur. Fakat sanayileşme ilerledikçe ve artık değişimler de geniş hitap alanları bulmaya başladıkça sosyolojinin kentleşmeye verdiği değerde azalmalar yaşanmıştır. Dolayısıyla kentleşmeyi kavrayabilmek için, modernleşmiş bir toplum yapısına ve tabi sanayi ekonomisinin de ilerlemiş olmasına ihtiyacımız vardır. Kısacası kentleşmiş toplumlara...
Fakat siz sanıyor musunuz ki kentleşme hemen hazır yoldan yerleşmiş? Hayır, tam tersine zamanında 'kentleşme karşıtlığı' adı altında bir akım oluşmuş. Oturmuşlar şehri eleştirmişler de eleştirmişler, kır yaşamını övmüşler bir de. Çünkü insanlar şehrin bu gücünden korkmuş, problemlerinden çekinmişler. Bir rivayete göre(!) yabancılaşma ile birlikte cemaat -ki ileride kendisine değineceğim- olgusunun göçüp gideceğine dair kaygılara düşmüşler. Sonra birgün çağdaş sosyoloji masaya yumruğunu vurmuş ve 'ben de varım hey hey!' nidalarıyla kentleşme karşıtlığını reddetmiştir. Çünkü çağdaş sosyolojide şehir, bir bölünmeden ziyade, kültürün, tarihin, toplum yapısının adeta bir yansımasıdır. Bu da böyle bir dipnot olsun...
Gelelim kentlilik kavramına... Aslında en yalın haliyle kentlerin ya da kentlerdeki toplulukların artık bir ritüel haline gelmiş yaşam biçimlerini anlatan bir kavram bu. Böylesi bir yaşam tarzında işbölümü oldukça ilerlemiş, çatışmalar artmış, akrabalık ilişkileri zayıflamış ve kitle iletişim araçları da her yeni gün daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Tabi bu unsurların şehirlerin büyüklüğüne, nüfustaki yoğunluğuna ve farklılık ya da çeşitlilik barındırmasına bağlı olarak değişeceğini de söylemekte fayda var. 
Tepkiler:

6 yorum:

  1. Çok derin bir inceleme ilgili olana referans bile olabilir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıktan sonra ben de çok mu ayrıntı oldu diye arada kalmıştım aslında :) Çok teşekkür ediyorum..

      Sil
  2. Kentlesmeyi ben hic sevemedim. Duvarlar gibi buzlastirdi insanlari :) ama baya güzel aciklamisin sen. Sevesim geldi 😀

    YanıtlaSil
  3. Ne kentli olabilmiş ne de köylü kalabilmiş azımsanmayacak bir kitle var ki budur temel problematiğimiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet katılıyorum, malesef var öyle bir sıkıntı..

      Sil