5 Ağustos 2017 Cumartesi

İçten Gelimsel

Uzun zaman sonra -nihayet- yağmur damlalarının naif dansı nefes verdi şehrime. Bulutlar el ele verdi, toprak hiç üşenmeden yaydı mis gibi kokusunu. Kahvemi yaparken daha bir keyifliydim bugün. Uzun zamandır ilk defa şöyle tadına vara vara kahve içtiğimi anladım. 
Bağıra çağıra saklambaç oynayan çocuklar bir anda bastıran yağmurda çığlık çığlığa koşmaya başladılar. Onların şen şakrak hallerinin tam tersine camdan sarkmış anneleriyse endişeli... Ne olurdu biraz yağmuru hissetselerdi, erimezlerdi herhalde!
Meğer tek ihtiyacım hafif esintiye kendimi bırakıp görebilirsem de birkaç yıldız görmekmiş. Yıldızlarla aram açıktı son zamanlarda, ulaşamıyordum çünkü. Bugün gök sahnesinde yalnızca bir yıldız vardı, ışıl ışıl, görünmeyenlerin aksine varlığını haykıran... Adını lilium koydum. 💫
İnstagramdan mazisi bol bir arkadaş eklemiş beni. Sağolsun oldukça şaşırttı, bir de güldürdü doğrusu. Vakti zamanında olmaması gereken bazı vakaların başrolündeydi kendisi, sanırım yediği hakları unutmuş olmalı... Ya da yaşandı bitti kafasındadır belki de. Sonra düşündüm; acaba öyle olsaydı hayat daha mı kolay olurdu? Yani demek istediğim o anlık şeyleri o an unutma yeteneğimiz(!) olsaydı. Ya da mesela yaşanılan herşey için bir saatlik sınırlar olsaydı; üzülsen de, mutlu da olsan ya da intikam mı almak istiyorsun, bir saatte yaptın yaptın. Sonrası koca bir boşluk.
Son günlerde 'özlemek' kavramını sanırım net şekilde içselleştirdi beynim. Ama birini özlemeyi kastetmiyorum, gerçi anları oluşturanlar da o birileri ama neyse. Şimdi her güzel şeyin bir sonu vardır edebiyatına hiç girmeyelim.
Dün rüyamda bir tiyatro sahnesindeydim. İnsanlar çember olmuş ve beni pür dikkat izliyorlardı. Sonra bir anda tanıdığım ve tanımadığımı düşündüğüm iki kişiyle birlikte mülakata girdim. Rüyalarda önceden görmediğimiz bireyleri göremezmişiz ya, o tanımadığımı düşündüğüm kişi kimdi çok merak ediyorum doğrusu. Mülakat iyi gidiyordu, tam işleri yoluna koydum derken uyandım. Tüh ya!


Bence

14 yorum:

  1. güzel bir rüyadan tamamlanmadan uyanmayı sevmiyorum bende, sonunu merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de vallahi, pat diye uyanınca da tadım kaçıyor :)

      Sil
  2. hayırlara gitsin :) ben bazen ertesi gün devamını görebiliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa süpermiş! Bir formülü varsa öğrenmek isterim, böyle yarım kalınca hoş olmuyor doğrusu.. :)

      Sil
  3. Ben de hep anları, zamanları özlerim. Ama bireyleri de özlemek istiyorum. Geri döndürebileceğimiz şeyleri özlemek istiyorum daha doğrusu. Ama hangi biri daha çok mümkün, orası muamma.

    Bir de, ne güzel yazıyorsunuz! İlham olan bir kaleminiz var. Yüreğinize sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bir noktadan sonra sanırım anları özlemenin insanları özlemekten daha az yorucu olduğunu anladım, tabi mümkün olmuyor orası ayrı mesele..
      Çok teşekkür ederiim güzel yorumunuz için, çok sevindim.. :)

      Sil
  4. Bazen unutabilmek bence de güzel bir çözüm olabilir. Bir şeyi günlerce, aylarca içinde taşımak çok zor olsa gerek. Ama insanız işte, öyle filmdeki gibi olmuyor hiçbir şey :s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutabilmek insana verilen en güzel armağan bence.
      Kesinlikle katılıyorum..

      Sil
  5. O güzel rüyadan sonunu görmeden uyanmak sinir bozucu oluyor tabi😀

    YanıtlaSil
  6. Sendromsuz pazartesi güzel geçsin içine doğmuş belki kitap çekilişi sonucuma bir göz at istersen sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  7. Ah be ne kadar kötüdür bu his :(

    YanıtlaSil