10 Aralık 2017 Pazar

Güvenmek Ya Da Güvenmek

Dün gece bir arkadaşımla saatlerce güvenmek üzerine konuştuğumuzu farkettim sabahın ilk ışıklarını görürken. Severim böyle uzayan kelimeleri; plansız, saf... Akar gider farklı diyarlara doğru. Uzun zaman olmuştu yapmayalı, doğruyu söylemek gerekirse iyi geldi.
Arkadaşım hayatla biraz çekişme içinde. Şu sıralar başına gelen ya da daha öncesinden gelmiş olan mevzuları yeniden ısıtıp önüne sunuyor hayat. Hiç istemediği ve bunun yanlış olduğunu bile bile genelleme yapıyor, güven problemi yaşıyor.
Vakti zamanında bir durum olmuştu, içinde benim de bulunduğum. Daha doğrusu ilk olarak benim bulunmam gerektiği ancak tam tersi olan. Bazı şeyleri zamana gömmek isterim ben, daha fazla hırpalamadan unutmak isterim. İsterim ama unutamam tabi... Neyse, bizim arkadaş -ki kendisi epey ayrıntıcıdır- unutmamış yaşanan o şeyleri. Laf arasında bana 'hiç sorguladın mı' diye soruverdi bir çırpıda. Dedim ya, insan bazı şeyleri hafızasında geri plana itelemek istiyor. Çünkü düşünsem, yeniden düşünsem biliyorum ki ucundan kıyısından bir kırgınlık ya da bir pürüz çıkacak. 'Yok' dedim, 'güvenmek biraz da bu değil mi zaten' diye ekledim. Arkadaşım kabullenemedi fakat ben kabullendim, belki de kendimi kandırdığımı düşündü ama yine de kabullendim.
Zaman öyle sihirli birşey ki; sizi alıyor, gözlerinizi kapatıp açıncaya kadar bir evrimselliğin içine bırakıyor. Hem öznel hem nesnel faktörleri elden geçiriyor. Ve aslında tekrara düşerek bıkmadan sunuyor olay örgülerini. İşte biraz da bu yüzden kabullendim sanırım...
Gel gelelim işin şu kendini kandırma boyutu benim de aklımı kurcalamıyor değil. Özellikle bazı zamanlarda insan dönüp ardına bakınca gerçekten güvenmek istediğini mi yoksa gerçekten kanmak istediğini mi ayırt edemiyor. Bir de tabi işin içine etki altında bırakan çevre faktörü de eklenince durumlar bir nebze karışabiliyor.
Olsun, benim için sonuç yine aynı. Sorgulamaktan ya da kafaya takmaktan bir tık ileri seviyeye geçmek istiyorum artık. Çünkü bu yorucu ikilem aldığım oksijeni hissettiğim sürece peşimi bırakmayacak. Bazı şeyler biraz da ya siyah ya da beyaz olsun, gri olmasın mesela. Biraz da uç noktaları sivriltmeyi denemeli. Belki hayatın bu tarafı daha eğlencelidir, kim bilir...
Bence

20 yorum:

  1. Eğer bazı şeyleri kabullenmenin daha doğru olduğuna karar verdiysen, bence de fazla kurcalamayacaksın, unutacaksın. Aynı konuyu sürekli ısıtmak hem seni hem de karşındakini yıpratır.

    Ben bunu yapamam, güvenimi yeniden kuramam dersen de o sorunu/kişiyi hayatından çıkartacaksın. Sanırım pek ortası yok bu "güven" meselesinin.

    Arkadaşlarla yapılan o uzuun sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok. Bir ömür boyu sürsün dostluğunuz. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl da güzel bir dilek, teşekkür ediyorum sevgili Sibelynka! :)
      Kesinlikle katılıyorum, kurcalamak işin uzamasından başka birşeye yaramıyor. Evet, ortası yok sanırım..

      Sil
  2. Hayatta çok dikkat etmek lazım kime güveneceğimize ve kime güvenmeyeceğimize. :))) Etmezsek zaten kendimize kızıyoruz sonunda:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu devirde gerçekten oldukça zorlaştı güven meselesi, oyun gibi oldu belki de.. :)

      Sil
  3. Merhabalar !! Bu sene ikincisini düzenlediğim ınstagram ve blog keşif etkinliğime hepinizi bekliyorum. Etkinlik linki: https://izmirleydisi.blogspot.com.tr/2017/12/instagram-ve-blog-kesif-etkinligi.html Teşekkür ederim :)) #bloggerlerarasıdestek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba hoşgeldiniz :)
      İnstagramda yokum ama g+ duyurusu yapacağım tabiki, bol katılımı olsun umarım.. :)

      Sil
  4. Çok derin mevzular, düşündükçe madenci gibi derine kazarsın. Sanırım söylenecek tek şey, arayışının sonunda bulacağın cevaba değmesini temenni etmek olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın Emre! Teşekkür ediyorum güzel temennin için.. :)

      Sil
  5. Aha benden bir tane daha, dedim yazıyı okurken. Sorguladığım şeyler ihtimali olan şeylerdir ama günümüz için geçerlidir. Olmuşla bitmişle pek işim olmaz. Özellikle de sorgulayıp öğrenip de ban afayda getirmeyecek bir şeyse hiiiiç kurcalamam. Ne ayrıntılara takılırım, ne de onları hatırlayabilirim. Dünümü dünde bırakırım, yarının tasasını taşırım. Öyle işte. İyi mi peki? Bilmem.

    Seni çok çok iyi anlıyorum şef. Ben de ya hiç güvenemem ya da zamanla güvenebileceğimi anlarım. Fakat bazı şeyler için bunu hiç sorgulamam. Yalan mı söylüyor, diye düşünmem. Yanlış mı yapıyoruz? Açıkçası ortada bir yanlış varsa, o yalanı söyleyen kişiye aittir. O yüzden yanlışı bile üstümüze almayalım. Biz, biz olallım. Dünya ne yaparsa onun suçu olsun. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle katıldım ki sana yorumu okurken, olsun dedim tekrar. Biz biz olalım tabiki de.. :)
      Çok teşekkür ediyorum güzel yorumun için Roro ;))

      Sil
  6. her şeye hazırlıklı olarak güvenmek lazım. insan ham çünkü işteeee :)

    YanıtlaSil
  7. Kelimeler öyle oynak ki, neyi nerede nasıl kullanabileceğimizi bilemiyoruz çoğu kez. Bazı şeyler için de kelimeler kifayet etmiyor. inanmak, inandırmak. karşılıklı güveni oluşturuyor bence. Kanmak ve kandırılmak gibi. Oysa kanmak aldanmak anlamında da kullanılıyor. Aldanmaktan daha çok kanmayı umuyorm çoğu kez. Aldanmada bir şekilde zayıf tarafınız sinsice keşfediliyor ve karşı tarafın manyetik alanına çekiliveriyorsunuz. oysa kanmak ise karşı tarafın samimi ikna sı doğal olarak südur ediyor. Bence ilk bakışta insanlar birbirine şans veriyor; mesela bundan adam olur mu diye. Adamdan kasıt fıtraten insan olması. Vicdanlı olması. Elimizdeki bir yontu gibi. Bir tahta parçasını yontarız, yonttukça da bir objeye benzetmeye çalışırız. O tahta parçaıs da yapısal olarak tam da yapmak istediğimiz bir sanat objesine uygundur. Mayası buna müsaittir. Yonttukça estetik fışkırır objeden. Sonrası onu öyle hale getiririz ki pürüssüzdür artık. Eğer tahta parçası uygunsuz ise yonttukça kötüleşiyorsa onu hayatımızdan çıkartırız. Ne biz ona ne de o bize yar olmaz arkadaş!.. Lafı uzatmayayım; İngiliz bir yazar müslüman olur, ismini değiştirir. Ian Dallaş olan bu adamın ismi artık Abdülkadir Essufi olmutur. Gariplerin kitabında aklımad kalan tek cümlesi de bu kadar niye konuyştun da kendini yordun der. Arkasından da ekler "Kalp kalbi bulur" Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu güzel ve kapsamlı yorumunuz için çok teşekkür ediyorum..
      Aldanmaktansa kanmak farklı bir bakış açısıydı, daha önce bunu hiç düşünmediğimi farkettim. Ama hak verdim, kanmak bir tercih bizim için..

      Sil
  8. İnsan ilişkilerinde güvenmek çok önemli.Bazen güvenmek ile kanmak arasında ben de gidip geliyorum.Ama herkese ilk tanıştığımda tabii güvenmiyorum.Güvenimi alması yıllar sürüyor.Ondan sonra bana dost olan biri beni isterse yerin dibine batırsın yine dostum olarak kalıyor.(senden gelen herşeye razıyım)Çünkü dostum ise benim yüzüme söyleyendir.Arkamdan konuşan ne dostum olabilir ne de arkadaşım.Yılların verdiği acı tatlı anılarımız oluyor.Sanırım her birimiz karşı tarafa güvenmek istiyoruz ve kanmak da arkasından geliyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalpten katılıyorum size, güven bir defa kuruldu mu ve malzemesi de sağlam oldu mu öyle kolay kolay yıkılmıyor, yıkılamıyor.
      Çok teşekkür ediyorum, sevgiler benden..

      Sil
  9. Güven herkes gibi benim içinde hassas bir konu bir o kadar güvenmek isteyip o kadarda korkmak güvenmekten yüreğinize sağlık çok güzel değinmişsiniz :) Değerlerimiz üzerine yeni bir yazıda benim blogumda var yorumunuzu merak ettim doğrusu sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum, tabi hemen uğruyorum.. :)

      Sil
  10. Çok kurcalamak hiçbir zaman bana mutluluk getirmedi. Bu yüzden ben de risk alıp güvenmeyi seçiyorum. Geçen yine biri güvenimi boşa çıkardı. Bana yalan söylemiş. Üzüldüm mü? evet. Kızdım mı? Hayır. Ona güvenmeyi ben seçtim sonuçta. Bu riski almak istedim. Bana yalan borcu olmadığı gibi doğru borcu da olmayan bir insana ne diye kızayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın bu riski almak istiyoruz ve sonuçları da bizi ilgilendiriyor. Çok sevdim aslında bu fikri Fricim..

      Sil