18 Aralık 2017 Pazartesi

O Da Mı Boşanıyor!

Ne acı, son zamanlarda evlenen hangi arkadaşım varsa öyle ya da böyle fakat geneli iyi olmayan bir şekilde boşanma kararı aldı. İnsan üzülüyor; sanki o zamanlardaki telaş, koşturma hiç yaşanmamış ya da o heyecanlı gözler hiç misafir edilmemiş gibi hissediyor. Ne üzücü...
Zaman zaman söylerim, televizyon ile aram neredeyse hiç yok. Türk dizilerini takip etmiyorum. Haberleri özellikle ve kesinlikle izlemiyorum. Bazı zamanlarda belgeseller için açtığım oluyor televizyonu. Tabi bu karar her daim benim seçeneğime sunulmuyor ne yazık ki, bazen insan uzak kalmak istediği haberlere maruz kalabiliyor. Haberlerden çok uzak değilim yanlış anlaşılmasın. Sadece TV aracılığı ile beynime girmesini istemiyorum.
Neyse, bugün bir şekilde haberleri izlemek zorunda kaldım. İnsanlıktan yoksun hayvan düşmanı varlıkların haberlerine olabildiğince kapadım gözümü, kulağımı. Fakat aynı tavrı boşanma konulu haberlere karşı sergileyemedim, çünkü haberlerin ardı arkası kesilmek bilmedi. Kimisi maddi, kimisi manevi, genç ya da yaşlı... İnsanlar boşanıyordu hem de sağlam adımlarla.
Yaşam sürecim belirli bir seviyeye gelmeden önce açıkçası o klişe gelin- kaynana anlaşmazlığına bir anlam veremezdim. Bu klişeyi yıkan hatta ezip geçen çok insan tanıdım. Eski zamanları tozlandırmaya niyet edip yeni kuralları yazabilen bireylerdi hepsi de. Fakat açık konuşmak gerekirse artık bu duruma olan inancım oldukça zayıfladı, mesele evlilikse kıskançlığa ve kötü fikirlere açık olunması gerektiğini öğrendim.
Boşanan arkadaşlarımın neredeyse hepsinde tek sebep karşı tarafın annesi. Ya da diğer bir deyişle oğlunu paylaşamayan kıskanç anneler. Böyle yazınca ne kadar saçma geliyor değil mi? İnsan hiç evladını kıskanır mı diyorum içimden. Hem de nasıl diye cevap veriyorum yeniden. Fakat bence asıl sebep basitinden bir kıskanma politikası da değil. Sebep; içsel tatminsizlik. Şöyle ki, dönemin ebeveyn konumundaki bireylerinin elle tutulur bir miktarı vakti zamanında bazı baskılara maruz kalmış ve hatta gurur kırılmalarını susarak karşılamışlar. Kimse geçmiş geçmişte kalsın politikasını tutturamıyor -ne yazık ki-. Benlikle yaşanan çekişmeler ve üzerine eklenen intikam hissi de işin tuzu biberi oluyor. Tam tersini savunması gereken toplum, aksine olayı körüklüyor.
İşin içinden 'tüm suç karşı tarafın' naraları atarak çıkmayacağım tabiki. Yaşanılan şeylerin tek taraflı olacağına inanmam, evliliğin gerekliliği olan fedakarlıktan uzak bireylerin yetiştiğini de göz ardı etmem mümkün değil. Evet, nasıl ki birileri geçmişi sineye çekemiyorsa başka birileri de elini taşın altına koyan olmak istemiyor. Olay bu kadar da basit ve net aslında.
Şimdi tüm bunları düşününce iç sesim dengesizliklerle sarılı bir toplum olduğumu zu fısıldıyor usulca. Eh, insan çok defalar böyle şeylere maruz kalınca ve tabi yakın takipçi haline de gelince temkini elden bırakamıyor, tedirgin sesleri bastıramıyor. En önemlisi de güvenemiyor. Bu nedenledir ki aynı ortamda evli ve boşanmış arkadaşlarımın bir senkronizasyonda buluşamayışları...
Tahminimce çok uzun süreler bu konu hakkındaki düşüncelerim sağlam bir koltuğa oturamayacak. Fakat bir taraf olmayı ya da bir davranış kalıbına bürünmeyi de pek tercih etmiyorum. Sanırım irdelemeyeceğim.
Ha unutmadan sevgili blogdayazar da bu konuda kalemindekileri sunmuş, bir göz atmalı... 
Bence

36 yorum:

  1. Evlilikler, plansız ve çocuksu hale geldi. Bence sebebi bu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın aslında, ciddiyet de kalmadı gerçekten..

      Sil
  2. ah ah dengeyi tutturamayan erkekler :)

    YanıtlaSil
  3. Çiftlerin o evlilik için ne kadar emek verdikleri de önemli bir faktör aslında ve tabii ki yakın çevrenin rolü de çok etkili ve önemli aslolan emek vermek ve aile olunca yuva kurulunca sınırları o ailenin yeni yuvanın dışında kalan herkese net olarak sevgi ile belirlemek belirtmek fikrimce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok haklısınız, birlikteliklerini ilan eden bireylerin nasıl ki mutlulukları paylaşılıyorsa duyulan o saygı aile çerçevesi içinde de devam etmeli. Ne yazık ki bu pek de mümkün olamıyor..

      Sil
  4. İçini bilemiyoruz,bazen basın farklı da yansıtıyor.Dilerim herkesin gönlünce olur hayatı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öyle olur zira epey zorlaştı..

      Sil
  5. Evlenen arkadaşlarımın şimdi de boşanma haberlerini alıyorum ben de.Yıllarca süren arkadaşlıklarından sonra hiç akla gelmez boşanmaları. Ama evlilik 2 kişilik değilmiş bunu öğrendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet insan hem üzülüyor hem şaşırıyor gerçekten de.
      Değil mi, boşuna aileler de evleniyor denmiyor, haklısınız. Mevzu oldukça hassas..

      Sil
  6. Üstteki yoruma katılmakla birlikte senin argümanlarını da çok mantıklı buluyorum. Fakat katılmadığım iki nokta var. İlki boşanan çiftlerin sayısının artması kötü mü gerçekten? Kötü bir evliliktense kısa süren bir evliliği yeğlerim. Ama bu kişisel bir tercih de olabilir tabi ki. Bireyci bir yaklaşıma sahip olduğum için de böyle düşünüyor olabilirim.
    Diğer konu da sağlam bir koltuğa oturmak meselesiyle ilgili. Bence oturmayalım zaten. Bugün sağlam diye oturduğumuz koltuğun yarın öbür gün bir ayağı çukura girebilir. O yüzden böyle toplumsal konularda topluma dayanıp mantık yürütmeyelim. Hem sen de yazının genelinde inandığın argümanları tek tek sebepleriyle yazdığına göre, tek birine güvenmektense, hepsini bütüncül bir bakış açısıyla ele almanın daha yerinde olacağı bir gerçek. Tıpkı yazında olduğu gibi.

    Ellerine sağlık şef! Kendimi sende çok buluyorum. Düşünme ve yazma şekli olarak. Ama nedense ben böyle yazamıyorum. :D Neden acaba? :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Roro, çok haklısın. Kötü giden bir evlilik acabalarla uzatmalara gitmektense en acilinden bir karara bağlanmalı bence de. Fakat bazı durumlarda zorunluluktan bitmiyorsa evlilikler, çabalar göz ardı ediliyorsa, hmm sanırım durum biraz kötü gibi.
      Çok teşekkür ederim senin bu güzel yorumların beni mutlu ediyor! :D Hem ben de kendimi senin yazılarında buluyorum ama sen gibi yazamıyorum. Çünkü sen gibi yazmaktansa seni okumak çok daha güzel bence.. ;))

      Sil
  7. Oğullarını paylaşamayan anneler:))gözümün önüne Karpuz Apartmanı'ndaki Huriye kaynanası geldi:)))valla hakikaten çoğu gelin kaynana ile anlaşamıyor, aksi çok nadir...:( eline sağlık arkadaşım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hihihi, tam bir örnek oldu vallahi :))
      Öyle malesef Müjde Ablacım, sayısı katlanarak artıyor..
      Çok teşekkür ediyorum :)

      Sil
  8. Yazınızın başlığı okuyunca geldim hemen :( böyle olaylar inanın benide çok üzüyor sonra kendi kendime düşünüyorum, o zaman biz kime güvenecegiz:( herşey çok iyiyken bir anda tersine dönenleri gördükçe ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız, güven problemi böylesi durumlardan sonra kaçınılmaz oluyor. Gerçekten çok zorlaştı ama bilemiyorum nasıl olacak..

      Sil
  9. Ne yazık ki boşanmalar evliliğin artık içinin boşaldığını gösteriyor..Bunun sebebi de toplumun hızla yozlaşması..Umarım bir çözüm bulunur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evliliğin boşlaşması konusunda ben de aynı fikirdeyim fakat gidişat böyleyken bir çözüm bulunur mu, bilemedim açıkçası.

      Sil
  10. Anneleri bilmem Ama karı koca birbirini oldugu gibi gorurse problem in buyuk kismi cozulecektir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında sorun tam da karı- koca olgusunun hakkının verilmeyişinde belki de..

      Sil
  11. evlilik zor zanaat gerçekten :/

    YanıtlaSil
  12. Şef girişin çok doğru. İnan bir çok evliliğin bitmesine erkeğin annesi sebep oluyor.

    Oğlu aldatsa ne olmuş elinin kiri, dövse biz dayak yemedik mi sus otur, şunu almıyor desen amann bizim kaşığımız bile yoktu diyorlar. Yanlıslari dogru gibi lanse ediyorlar. Kendi yasantilariyla gelininkini kiyasliyorlar.

    Bir de en çok beni sev durumu var. Seni ben büyttüm 9 ay karnımda tasidim emzirdim. Hakkimi helal etmemciler.

    İnan evlilik iki kisiyle olsa daha güzel olacak. Yada aileler anlayisli olsa, atese körükle gitmese, hakliyla haksizi ayirt edebilse.

    Ama bence de kötü bir evliliktense boşanmak daha iyi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlamadığım tek şey o beni çok sevcilerin evlilik de evlilik diye tutturmaları. Yahu madem hayatı karşı tarafa zindan edecektin neden evlendirdin ki oğlunu, yanında oturur gül gibi geçinip giderdiniz değil mi ama!
      Çok haklısın vallahi. Bir noktadan sonra nasıl oluyor bilmiyorum ama ailelerdeki anlayış da sıfırlanıyor, bu çok zorlayıcı bir durum bence..
      Son cümleni de kalpten destekliyorum ;)

      Sil
    2. Yok evlensin ki gelin onlara hizmet etsin. Köleleri olsun 😀

      Daha evlenmedigin icin pek bilmezsin. Anlayisli kaynana bulursan sakin kaybetme bak. 😀

      Sil
    3. Hihihi, güldürdün beni yahu :D

      Sil
  13. Sevgi eksikliği bence de ve tahammülsüzlükler .Çok zor gerçekten Rabbim karşımıza bizden daha iyilerini çıkartsın.

    YanıtlaSil
  14. Çocukluğumdan beri evliliğe sıcak bakmadım. Bu gidişle evdekiler benim turşumu kurar zaten. Bu yazıdan sonra da bence de turşumu kursunlar. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle diyenler önden gidiyor biliyorsun değil mi? :P

      Sil
    2. Ya şefim deme öyle deme. Bak klavye bile isyeana geldi Japoncaya geçti az önce. :D

      Sil
  15. Çok açıklayıcı bir değerlendirme olmuş yavrum. Hayat şartları desek, durumu iyi olanlar da boşanıyor. O zaman sıkıntıya gelememek ya da ayran gönüllü olmak vs. Bence de boşanmalar çoğaldı. Tespit ve düşüncelerine katılıyorum şefim. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece Ablam, çok teşekkür ediyorum. Ayran gönüllülük kısmına kalpten katılıyorum ben de..
      Sevgiler benden :)

      Sil
  16. Şef! Bir sosyolog olarak boşanma sebebi olarak bunları mı görüyorsun sahiden :) Hiç akademik bir bakışla yazılmakış,ki öyle bir niyet gütmemişsin zaten.Arkadaşlarının boşanmasına gelince kızım siz daha çok gençsiniz evlilik için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yahu, sosyolog kimliğim bu aralar kendisini dinlenmeye bıraktı. Canı sıkılmış biraz.
      Şu son cümle epey güldürdü ama bir o kadar da sorgulattı aslında. Gençlik artık oldukça göreceli bir kavram bence.. ;)

      Sil

Buyursunlar,