23 Aralık 2017 Cumartesi

Toplumsal Baskı

Hayat biraz da yirmi yaşındaki bir üniversite öğrencisinin tacize uğrayıp durumu ailesine açması ve babasının 'taciz olduğunu söyleme, hırsızlık dersin' sözlerine ek olarak annesinin 'artık mini etek giyme' ikazları gibiydi(!)
Evet, 'tacizcimi arıyorum' iç sesiyle sosyal medyada çare bulmaya çalışan üniversiteli o kızdan bahsediyorum. Önce polisler, sonra ailesi onu hüsrana uğratmış olsa da çabasının karşılığını aldığını bilmek benim de içime bir miktar su serpti doğrusu. Daha da beteri olmadan işi sonuçlandırabildiği için sevindim kendisinin adına fakat diğer yandan olmadık şeyleri yaşayıp da susmak zorunda kalanları düşünüp üzüldüm. Hayat böyle de adil değildi işte!
Ben neye taktım kafayı biliyor musunuz? Babaya. Tacizi hırsızlık gibi absürt bir gerekçeyle örtmeye çalışan o babaya. Kendimi düşündüm, bir kızım olsa ve birgün bana böyle birşey söylese sanırım ortalığı yerle bir eder, dünyanın öbür ucunda bile olsa çabaladığım kadar çabalar yine de pes etmezdim. Toplum baskısıyla kızımın gururunu çiğnemektense topluma baskı yapa yapa verirdim son nefesimi. Bu yüzden öfkeliyim o babaya ve onun gibi olan tüm insanlığa. Kendisini topluma endekslemiş, elalem kaygısı güden ve bu uğurda ailesini hiçe sayan zihniyetlere kırgınım aslında.
Peki sosyal medyanın o sınırsız gücü olmasaydı ve bu sapık kişisi bulunamasaydı, ne olacaktı? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyelim. Eh, bugün bana olmayan şeyin yarın bir başkasına da olmayacağının garantisini kim verebilir? Elalem mi, pehh... Korkuyor muyuz, duyarsız mıyız yoksa gerçekten de bazı değerlerimizi dibine kadar mı yitirdik, ben işin içinden çıkamıyorum vallahi! Yahu bu elalem adlı örgütü kim belirlemiş, kim seçmiş hakkaten? Bu hakkı kim vermiş ellerine de 'siz bunu alın ama toplum falan asla önemli değil, yeter ki size karşı bir açığımız olmasın' demiş?
Neyse, konu burada kısır bir döngüye girer ve bu öfke son bulmaz, biliyorum. Fakat bunu yediremiyorum açıkçası, bu acı zihniyeti iç dünyam bir türlü kabul edemiyor.
Gelelim şu toplumsal baskı absürtlüğüne. Bu nasıl bir güçtür ki bir anne kalkıp kendi evladına giyim tarzını değiştirmesi yönünde baskı yapabiliyor? Aa sahiden, anne de toplumun baskısını ekstra baskılıyor değil mi, olması gerekenin o olduğuna inandırıyor kendisini ve ezilmekten çekinmiyor. Topluma uygun olsun da gurur, onur şöyle bir kenarda dursun diyor. Ahh ah!
Bir de 'ama yapacak birşey yok' cular var. Var arkadaşım, var. Tacize uğrayan kızımız da ailesini ya da polisleri dinleseydi yapacak birşey yoktu. Dinlemedi, cesaret etti, sesini yükseltti ve yapacak birşeyleri oldu. Kendisi ve içinde barındığı toplumu adına hem de. İnsanlık görevini yerine getirdi bir nevi... 
Yok yok, ben anladım. Bizim olayımız şu; kendimize ufak sınırlar arasında sahte avunmalar oluşturmuş, aynı sahneleri defalarca oynayıp duruyoruz. İçimizde bozulanı eziyor, bozulup da gelen altında eziliyoruz. Ne uzuyor ne de kısalıyoruz.
Ne yapıyoruz biz yahu, ne!
Bence

24 yorum:

  1. Toplum sapıklaştı iyice; islamafobiden söz edenler nerede? Bu yaşananların hepsi de islam adına, ister kabul edilsin ister kabul edilmesin. Daha gelecek 30-50 yıl var önümüzde bu günlerin çocukları. Nasıl düzelecek peki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam bir tutarsızlık ortamı aslında. Nasıl düzelsin bu kafa yapısı varken?..

      Sil
  2. Bende benim ailemde susmaz böyle durumlarda. Bu nasil bir cahillik. Benim kizimin namusundan kime neymis? Yada tavize ugradiysa utanmasi gereken kizim miki saklayayim?

    Nasil zihniyetlerle birlikte yasiyoruz gelde kizma.

    Durdur beni şef cok sinirlendim 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay aklım almıyor benim de vallahi, bu suskunluk psikolojisi nedendir yani. Çok gereksiz çok..
      Ben de öfkeliyim, durdurmam hatta gaz bile veririm :D

      Sil
  3. Bilerek bu mahalle baskısını besliyor, palazlandırıyorlar. Kimler mi? Siyasal islamcı denilen tüm siyasetçiler, belediye başkanları, akp trolleri vs. hatırladın mı Nihat Doğan diye bir adam vardı, şarkıcı mıdır, dizi oyuncusu mudur bilmem. Mini etek giyersen tabii tecavüze uğrarsın öyle bir şey demişti hatta hani minibüste öldürelen ÖZgecan için mi bu lafı demişti unuttum o kısmı.

    Böyle olunca anneler, babalar kızlarına korkudan baskı yapmaya başlıyor, sonunda 'başını örtmeden çıkma' ya kadar varır bu iş. Ha bak normalde bir kadının giyiminde benim ölçüm hanım hanımcık giyinmektir. Şimdi bu ÜNLÜ denen medya maymunları bildiğin sokakta müşteri bekleyen fahişeler gibi giyiniyorlar. Benim çocukluğumda öyle affedersin k...na kadar açık sadece fahişeler giyerdi, millet resmen et teşhir ediyor. Hatta bir ara yazacaktım ama Arkası Yarın'a devam ediyordum yapamadım. Defne Samyeli ile iki kızının resmi vardı, gece vakti, kış ayları yani soğuk havalardaydı, deniz kıyısı değil, şehir içinde öyle bir giyinmişler ki, hani giyinmekten çok soyunmuşlar gibi..şimdi bunlar bildiğim kadarıyla çok iyi eğitim alan kızlar, yani koca bulmak olsa dertleri kişilikleriyle de bulurlar, çirkin kızlar da değiller. Dişilikleri yerine kişiliklerini sergileseler yetecek. Bir de bildiğin külotlu çorapla sokağa çıkmaya başlayanlar var, ayıp yaa..bunu 150 cm kalçalı kadın da yapıyor üstelik. Ya pantolona benzemiyor külotlu çorapla sokağa çıkmış gibi. Bilemiyorum biraz edepten zarar gelmez ama tabii yakışan giysin mini eteği de. :)))

    ay çenem düştü:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Ablam haberler arasında gezinirken rastladım Nihat Doğan' ın o söylemine, çok talihsizdi. Bu olayda da tam tersi bir tavır sergilemiş sanırım, garip geliyor bana da. Ama haklısınız görünenler böyle yaptıktan sonra geride kalanların ne yapması beklenebilirdi ki zaten, hele bir de işin içine bilinçsizlik girince..
      Hiç olmaz dediğimiz yerlerde bile var o teşhircilik. Aslında bu iki uç noktanın aynı toplum tarafından işlemesi de tartışmaya açık sanki. Ay vallahi işin içinden çıkamadım ben..
      Hiç olur mu, güzel yorumlarınızla mutlu oluyorum ben çok teşekkür ediyorum :))

      Sil
  4. Bizim gibi toplumlarda ses çıkarmak, kendini savunmak kadınsan öyle zor ki! O yüzden bunu başarabilen kadınların hepsine hayranım. Kim bilir neleri göze alıyorlar.

    Farkında olmasak da hepimiz o baskının bir parçasıyız. Şort giyen bir kadına baktığımızda, gece dışarıda bir kadın görünce eleştirdiğimizde, erkek arkadaşında kalıyor diye bir genç bir kızı kınadığımızda...

    Bu ülkede kadın olmak zor,çok zor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böylesi güçlü duruşlara ben de hayranım, en azından taşın altına elini koyan birilerinin olduğunu görmek güzel şey.
      Fakat evet, katılıyorum. O baskı mekanizmasının önemli parçalarıyız. Belki zaman bir evrime ışık tutmasaydı muhtemelen eski alışkanlıkların çoğunu bizler de devam ettirecektik baskı açısından..
      Gerçekten zor..

      Sil
  5. Bu haberleri duymaya ben doydum, ilk defa oluyormuşçasına yayınlamaya doymadılar. Şimdi elalem, toplum baskısı, belli kalıplar içinde yaşamak konularına girdiğimiz zaman işin içinden çıkamıyoruz ne yazık ki şef. Tam bir paradoks, kısır döngü. Toplumu eleştirip yeniden aynı söylemleri üretiyoruz. Fakat ben medyaya biraz sorumluluk almalarını tavsiye ediyorum. Eğer medya o anneyle babanın söylemini yansıtırken iğneleyici bir dil kullanıp tacize maruz kalan kadını da övseydi belki haberleri okuyan toplum da başına benzer bir olay gelince gereğinin ne olduğunu öğrenirdi. "He ben kimseye böyle demeyip, hakkımı aramalıyım" moduna girmek için bazen özendirmek gerekiyor çünkü...

    Ayrıca toplumsal baskıyı en cahil insan kadar, en eğitimli insan da yeniden kurguluyor. O yüzden keşke tek sebebi eğitim olsa diyorum. Bazen imaj kaygısı her şeyin önüne geçiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Medyanın da ne yaptığı belli değil ki Roro. bak mesela üstte Müjde Ablanın yorumuna paralel o Nihat Doğan meselesi.. Nabza göre şerbet vermek mi demeli bilemiyorum ama tutarsızlık çok fazla.
      Son cümlelerine de katılıyorum, cahil insan her daim bu baskıyı içinde yaşatırken eğitimlisi yeri geldiğinde baskıcı yeri geldiğinde tam tersi olmayı iyi biliyor iyi(!)

      Sil
  6. Zaten hep biz elalemi düşünü hayatımızı kısıtlıyoruz. O Elalem hiç bizi düşünüp kendine kısıtlama getirmiyor istediğini yapıyor. Terbiyesizlik ve ahlaksızlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üst düzey yetki ve yargı kurumu adeta..

      Sil
  7. Ne yapıyoruz biz yahu, ne! son cümlenizin cevabı yok inanın olan kendinize oluruz yıpranırsınız peki devran çark etmesi için ne yapılabilirsiniz dersiniz klasik cevap: Kendinden başla.Bu doğrudur aynen önce kendi ve etrafı saygı olduğunda o gelen saygısızlık züppesizliğe maruz kalınmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Zaten toplum olarak tek sorunumuz ilgi odağının hep başkaları olması. Öze dönen ya da bunun bilincinde olan çok az..

      Sil
    2. Önce kendimizden başlamak.Bence de doğru cümle bu.Herkes kendi kapısının önünü temizlerse tüm çöpler temizlenmiş olmaz mı?

      Sil
  8. Nasıl bir toplum olduk böyle.. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzücü ve şaşırtıcı sanırım..

      Sil
  9. Yani ne desem bilemedim. Bana çok saçma gelmekle birlikte çok da şaşırmadım o anne babanın tutumuna, şaşıramadım. Traji komik geliyor bana. Alıştığım içindir belki de artık. Yok mu bu insanların yakasına yapışacak, siz ne yapıyorsunuz be diyecek birileri. Belki de ben yapmalıyım? Aman aman kız kısmı yapmaz böyle şeyler. Susup otutayım ben. Elalem(!) ne der sonra?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle be Fri, çok güzel özetlemişsin durumu!

      Sil
  10. Bende bu konuyla ilgili bir post hazırlamak istemiştim eline kalemine sağlık. Bir de şu tacizci ahlaksızın adını da yazayım da hiç unutulmasın utanmaz tacizci sertaç çıtaksevi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum. Ah, ne iyi oldu vallahi unutulmasın hem de hiç..

      Sil
  11. gerçekten de toplum baskısı bilerek,bilinçli olarak yapılıyor..bu toplum baskısının altında yatan sebeplerden biri de "beşeri toplumlardaki din anlayışının yozlaşmış,yani bozuklaşmış olmasıdır..."

    bunun nedeni de çok basit açıklanabilir aslında ama biraz karşışık olduğu için anlaşılmayabilir; Şöyle ki "Tüketim toplumları,üretim toplumlarının bir nevi hizmetçisidir..Bunların arasında kalanlar (yani ne üreten ne de tüketen toplumlar) ise yok olmaya,ezilmeye müsait toplumlardır..Çünkü,ne üretir,ne tüketir..kapitalist ülkeler bu durumda olan toplumları kendilerine zarar verebilecek toplumlar olarak görür ve o toplumların yok olmasını sağlamaya çalışırlar..tıpkı ortadoğu da (suriyeli vs göçmenler) ve asyada (arakan vs göçmenler) olduğu gibi..

    özellikle de islam toplumları tüketim toplumları olduğu için, üretim toplumlarına hizmet eden yeğane toplumlar olarak görülür..üretim toplumları,tüketim toplumlarının üretim toplumu haline gelmemesi için elinden gelen her türlü hinliği yapmaya çalışırlar..mesela bunlardan biri de "dinin yozlaştırılması anlayışıdır.." bu yozlaşma doğal olarak toplum baskısını da bu şekilde kendiliğinden doğurmuş olabiliyor..

    neyse çok konuştum,eline sağlık bence çok önemli bir konuydu..🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gerçekten de etraflıca incelenesi bir bakış açısıydı, ben teşekkür ederim asıl. Tamamlayıcı oldu kesinlikle. :)
      Evet, o tüketim- üretim toplumu ikilemine ben de katılıyorum..

      Sil

Buyursunlar,