31 Ocak 2018 Çarşamba

#sosyolugat21- Toplumsallaşma

En sevdiğim ve özlediğim serinin 2018 versiyonuna nihayet dönmüş bulunuyorum! 💃
Blogumda yazmayı en çok sevdiğim konulardan öncelikli olanı tabi ki sosyoloji. 2017' de kendime on beş sosyolugat yazısı hedefi koymuştum; hem çok sıkmamak hem de zorlamamak adına. Yirmiyi bulmuş, sevindirdi.
Bu yıl her ayın son günü seriyi devam ettirmeye karar verdim. Bir de bu şekilde denemek istiyorum, en azından sosyoloji hakkında yazıyor olmak bile mutluluk veriyor bana... 😍 

Hay Allah! Nasıl olmuş anlamadım ama o kadar yazı içerisinde bu temel sayılabilecek kavrama değinmemişim(!) Kendime güldüm doğrusu. 😁

Toplumsallaşma aslında genel çerçevede birey ile toplum arası ilişkileri bir anlamda çözümleyebilmek adına ortaya konmuş bir kavram; bireylerin, toplumun norm/ değerlerini içselleştirerek edindikleri rolleri öğrenme ya da toplumun bir üyesi haline gelmeyi ifade eden bir konumu olan kavram. Daha net bir ifadeyle toplumsallaşma sürecinde birey, hem kendisi hem de içinde bulunduğu toplumu adına bir varoluş sergilemektedir. Aynı zamanda toplumun mevcut sürekliliğinin devam ettirilmesi adına, bu toplumsallaşma süreci adeta bir şart niteliği taşımakta ve her toplumda gerçekleşmektedir. Tabi gerçekleşme şekillerinin ya da araçlarının farklılık gösterebileceğini de eklemekte fayda var. 
Şöyle bir üst pencereden bakılınca toplumsallaşmanın hayata ilk adım olan çocuklukla sınırlı kaldığı izlenimi ortaya çıkabilir. Fakat çağımızda bu süreç artık yalnızca çocukluk dönemi ile sınırlı kalmamakta, hayat boyu devam eden bir platform niteliğini taşımaktadır. Bunun yanı sıra bu uzun maratonun pürüzsüz bir duruş sergileyeceğini söylemek yanlış olabilir. Çünkü oldukça fazla katılımcı barındırdığı için karmaşıklıklar da olası sayılmaktadır.
' Ey ahali toplumsallaşıyoruz, aman da aman!' gibi bir düşünce sanırım doğru bilinen yanlışlar arasına girebilir. 😄 Evet, tüm hatlarıyla bu süreç birlikteliği esas alıyor olabilir fakat toplumsallaşan birey, her adımın içsel olarak farkındadır ve karşılaştığı hamleleri yorumlayabilir. Bunun için bireyin mevcut konumunun bir önemi yoktur; bebek de olabilir yetişkin de...
Toplumsallaşma meselesi her ne kadar geniş sınırlara dayandırılsa da odak noktasında bireyin çizdiği sınırları barındırdığı unutulmamalıdır; ekonomik durum, yaş, duygusallık, ilgi alanları ya da yaşam sağlanılan çevre gibi...
Bence

14 yorum:

  1. hımmmm, aman aman fazlası zarar toplumsallaşmanın kişisel olarak bakınca. bizim ülke biraz bireyselleşmeye gitsin yaa, sınırlar iyi çizilsin, ne bileyim almanya filan gibi olalım yaa, sistem olsun, saygı olsun :)

    YanıtlaSil
  2. Haklısın aslında Deep, bizim acilen bireyselleşmeye dönüş yapıp şöyle bir kendimizi ölçmemiz şart.. Umarım bir sistem ve saygının olduğu günleri görebiliriz ;)

    YanıtlaSil
  3. Şu günlerde görüyorum ki, ne toplumsallaşabiliyoruz ne de bireyselleşebiliyoruz. Bazılarımız iki arasında sıkışıpı kalıyor, bazılarımız uç noktaları yaşıyor bana göre. Dengeyi sağlamamız lazım.

    YanıtlaSil
  4. Kesinlikle katılıyorum, bu denge mühim mesele fakat henüz bir farkındalık edinebilmiş değiliz. Umarım edinebiliriz..

    YanıtlaSil
  5. Çok önenmli bir konu hakkında yazmışsın.Ülkemizin toplumlaşmaya ihtiyacı var.Artık bireysel değil, toplumsal düşünüp hareket etmeliyiz...
    Kalemine sağlık.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Çok teşekkür ederim, umarım düşünüp harekete geçme kısmını bir an evvel gerçekleştirebiliriz..
    Sevgiler benden :)

    YanıtlaSil
  7. Ben şu koskoca yazıdan, insan oğlunun kendi ürettiği kavramda nasıl kendi kendini yok oluşa götürdüğünü çıkardım. Bence toplumsallaşma=ayrımcılık. Sonradan olan değil, hatta daha vaar oluşunun ilk hücresel yapısında başkaları tarafından sınıflandırılman demek. Biraz ağır oldu belki ama bence öyle.
    Bu arada lisedeyken bende sosyoloji dersleri almıştım, bu yüzden severim ^.^ Öptüm canımcım.

    YanıtlaSil
  8. Sosyoloji mezunu musun merak ettim, benim de bölümümde sosyoloji dersi vardı. Hocamız o kadar kalın bir kitap verdi ki dönem süresince bu işlenecek diye ilk başta çoğumuzun bir hayli gözü korkmadı değil :)
    Toplumsallaşma kavramı aslında çocuklukta bilmeden gerçekleştirilen bir kavram ama birey yaş aldıkça bu kavramdan oldukça uzaklaşıp kendi bencilliği düzeyinde bireyselleşme üzerine yoğunlaşıyor.
    Topluluk bilinci olarak sadece milli duygular söz konusu olduğunda bir araya gelebiliyoruz. Bu kavramın tüm eğitim hayatımız boyunca aslında üzerinde durulması gerekir, çünkü biz toplanma denilince akla sadece vatan, millet, sakarya geliyor...
    Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  9. Aslında günümüz devrinde böyle bir yorum belki de ağır kaçmaz, çünkü tükenen çoğu kavram bir o kadar da çarpıtıldı bence de..
    Sosyolojiyi sevmene pek sevindim yahu! Bir kocaman da ben öpüyorumm ;))

    YanıtlaSil
  10. Evet sevgili Feri Peri, sosyoloji mezunuyum ;) O kalın kitapları bilirim ahh(!) :D
    Bireyin yaş aldıkça işi bencilliğe vurma kısmına ben de katılıyorum, zira kırılmaların da sebebi bir nebze bu belki de..
    Ben de teşekkür ediyorum, sevgiler :)

    YanıtlaSil
  11. güzel içerik olmuş başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
  12. Ne kadar toplumsallaştığımızı merak ediyorum sıksık, koca koca adamlar bence hala çocuk kalmışlar:( hele bu sosyal medya çıktıçıkalı sosyalleştik mi yoksa asosyalleştik mi emin değilim.:)))bu aralar gözlemlediğim çok saldırgan, çok bencil ve ilgi manyağı olmuş insanlar:(

    Eline sağlık:)

    YanıtlaSil
  13. Son cümleye kesinlikle katılıyorum, hele bencillik beni bir tık daha fazla yıpratıyor son zamanlarda. Bence kesinlikle asosyalleşiyoruz, hem de bile isteye..

    YanıtlaSil

Buyursunlar,