10 Mart 2018 Cumartesi

Aman Bize Nasip Olur İnşallah

*yaşanmışlığı hakkında şüphe duyulmayan şeyler

Biz üç arkadaşız. Ayten, Mualla ve ben. Ayten pek sıska, küçükken ne et yermiş ne de süt içermiş. Marifet gibi sütleri saksıların dibine dökermiş. 'Şimdiki aklım olsa etimi sütümü hiç aksatır mıydım ayol' der hep. Şans bu ya, on sekizine basmadan talipleri kapıya dizildi. Bizim kız öyle alımlı da değil hani, kısmeti gelmiş, gülü erken açmış anacım!
Mualla. Dillere destan esmer güzeli. Boyu boy, huyu huy. Sırma saçlı, kalem kaşlı. Bizim sokakta bir yürüdü mü tüm yağız oğlanlar pencereden taa bellerine kadar sarkardı da bir gıdım utanmazdı bizimki. İnadına kahkahayı basar, o saçları da bir güzel savururdu yürürken. Cilvesi cilveydi ya, hayat işte, bağrında yanıp tutuşan bir okuma hevesi vardı. Babası komutandı bizimkinin. Eski dönem beyefendilerinden, şöyle hatırı sayılır çevresi de olunca Mualla' ya okul baskısını eksik etmemiş. Ondandır Mualla' nın öyle umarsız oluşu. Eh, başında bir ana da olmayınca ne yapsın garibim, hayata tutunmaya çalışırdı.
Ayten' in kahvesi içilme zamanı Mualla bir arsızlık etti. Oğlan tarafına olmadık naz yaptı, aklı sıra cilvelendi. Bazen şu kızı hiç anlamazdık doğrusu. Okumak mı istiyor yoksa kocaya mı varmak, çözemezdik. Hoş, öyle çok da evlenme meraklısı değildi ama şu huyundan da vazgeçemiyordu işte. 
Bizim Ayten de pek tedirgindir; sandalyenin ucunda oturur. Ağzı dili yanar da çayı içerken sesini bile çıkartmaz. Hanım annesi bu durumu erken çözünce ipleri eline aldı tabi, o nereye Ayten oraya. Misafirim var koş Ayten, eksiğim var al Ayten, hasta oldum gel Ayten, Ayten, Ayten... Zavallım bir ah diyecek olsa 'bana bak bana, dışarıda oğluma kız mı yok sandın' naralarıyla ortalığı ayağa kaldırırdı. 
Hal böyle olunca Ayten Mualla' yı en başından usulca uyardı. Mualla' nın zoruna gitmiş, nerede nasıl davranacağını kendisi bilmiyor muymuş, işte sırf bu yüzden o arsızlıkları yapmış. Mış mış da miş miş!
Laf aramızda Ayten' in kocası da dalyan gibi; kaş, göz o biçim. Kısmeti varmış kızın ya, iyi yere dükkan açtı hani. 
Öyleydi böyleydi derken düğün günü geldi çattı. Pek ağladı bizim Ayten, baba ocağından zor kopardı bağlarını. El kapısı diye boşa dememişler, çekeceği zorlukları hissetti belki de...
Tabi Mualla hiç altta kalır mı? O günden beri Ayten' in uyarılarını karnında tutmuş da hırs yapmış. Meğer onca gün bizimle gülmüş, eğlenmiş ama hepsi oyunmuş.
Takı merasimi sırasında bizim Mualla sahneye fırlayıverdi. Damat beyin koluna geçirdi kolunu, ağız dolusu bir kahkaha patlattı. Mikrofonu da kapıverdi mi sana! Haydi Ayten' i aldı bir ağlama, ben şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Eş, dost, akraba ortalık bir anda buz kesiverdi. Ah Mualla ahh!
'Ayol ne sustunuz, eniştem öyle yakışıklı ki dayanamadım vallahi. Kız Ayteen sen de az uyanık değilsin ha, kaptın gül gibi çocuğu. Aman bize de nasip olur inşallah hahahaytt!' dedi usulca.

O günden sonra üçümüz de farklı yerlere savrulduk. 

Ayten' in üç çocuğu olmuş, hanım annesi vefat etmiş dediler. Bir defa pazarda gördüm de uzaktan tam çıkaramadım.
Mualla okulda bir oğlana sevdalanmış. Babası razı olmayınca da bir çantasını alıp çekip gitmiş.
Kader işte...


Bence

8 yorum:

  1. Hahahah ay çok güzel yazmışsın yahuuu.. müziği de açtım ohhh... pazar keyfi yaptım sayende :)))

    YanıtlaSil
  2. Hihihi, teşekkür ediyorumm çok sevindim o halde ;))

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş, kalemine yüreğine sağlık.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  4. Çok teşekkür ediyorum sevgiler benden.. :)

    YanıtlaSil
  5. Mustafa Kutlu okur musunuz? Ben biraz Mustafa Kutlu hikayesi lezzeti aldım inanın. Kaleminize sağlık. Çok güzel olmuş (:

    YanıtlaSil
  6. Çok eğlenceli, çok keyifliydi, eline sağlık.:))

    YanıtlaSil
  7. Ara ara okuyorum evet ve aynı lezzeti ben de alıyorum kesinlikle :)
    Çok teşekkür ediyorum sevgili İyiOlsun..

    YanıtlaSil
  8. Çok teşekkür ederim Müjde Ablacım :)

    YanıtlaSil

Buyursunlar,