4 Nisan 2018 Çarşamba

Zamanı Bekleyenler

Bu aralar insanoğlunun sırf 'hareket ettiği için' bir eylem halinde olması fikri aklımı kurcalıyor. Hani şu güzel günler sana gelmez, sen onlara gideceksin klişesi vardır ya hep, sanki birşeylere ulaşmak adına ivmeyi asla düşürmeyecekmişiz gibi hissettiren... İşte ben ona biraz takıldım sanırım bu günlerde.
Çoğu insan -kendi çevrem de dahil olmak üzere- alışılagelmiş bazı durumlarda hayatın boşa aktığını savunuyor. Örneğin genç nüfus ve hali hazırda evlilik çağına gelmiş nüfus, evlilik ile birlikte aslında mevcut kıpır kıpır hayatının keskin bir çizgi ile durulacağını düşünüyor. 'Dört duvar arasında hergün aynı şeyleri yapmak mı, yoo olamaaz!' diyor mesela. 
Bu düşünceye zaman zaman ben de katılabilirim fakat bana göre hayatın içinde yer edinmek demek yalnızca hareket ediyor olmakla eş değer değil, zira olmamalı da. Hayat zaten ne uzayan ne de kısalan bir koşturma fakat bekliyorum diye de bu oyunun dışında kalmamalıyım bence...
Gelelim şu beklemek meselesine. Kim ne derse desin bana göre beklemek bu gezegendeki hem en zor hem de en basit eylem. Aynı zamanda bir o kadar göreceli... Her ne kadar beklemek durgunlukla bağdaştırılıyor olsa da işin özünde bence bir canlılık var. Bir zihinsel süreç ya da belki bir bulanıklık. Çünkü aslında onca koşturmaca arasında problemlerini bekleyerek ve bu bekleme eylemini de zihinsel platforma dökerek yapan bir insan var orada. Kelimelerin bir nebze karışık olduğunun farkındayım. Aslında bunu yazarak ifade etmek de biraz zorladı. 😉 
Bir süre önce bir arkadaşımla muhabbet ederken ucundan kıyısından üretim meselesine geldi konu. Arkadaşım içinde bulunduğu iş ortamının yoğunluğundan, sürekli birşeyleri yetiştirebilme kaygısından ya da sorumluluk alma güdüsünden bahsederken herşeye rağmen boş kaldığı zamanlarda ya da hareket etmediği zamanlarda kendisini işe yaramaz hissettiğini ekledi. Daha açık bir ifadeyle 'beklediğim zamanlarda ben bir hiçim' demek istedi. Oysaki bana göre durum çok farklı. Beklemek bence en az diğer insanlar kadar üretime katkıda bulunmaktır. Kaldı ki bazı hareketliliklerin sadece ve sadece fiziksel olmasına da gerek yok. İşin büyüğü zihinde gerçekleşiyordur belki de...
Tabi öyle zamanı savurmak adına bekleyen kesimi tüm bu bahsettiklerimin en dışında tutuyorum. Biraz iddialı olabilir fakat bana göre öylesine bekleyenler ile ilerisini göremeden koşturanlar arasında çok da fark yok. Amaç zamanın o kalabalık ve durmadan akan treninde bir köşeye ilişmekse, zaten çoktan sıradanlaşmışız demektir. Gel gelelim sırf bu sebepten dolayı da bekleyerek öğrenen, üreten, zihin gezgini haline gelen bireylerin hakkını geri plana itemeyiz bence. 
Çoğu zaman çoğu şeyi/ kişiyi/ olayı beklerim ve çoğu zaman kendimi o beklediğim süreç içinde özgür hissederim. Zihnimin sınırsız yollarında koşmak ya da fikirlerimin duvarlarını farklı renklere boyamak için acele etmem gereken bir tren olmaz mesela. Yani kısacası beklediğim için gezegendeki varlığım hiçliğe yol almaktan ziyade yerini sağlamlaştırmaya özen gösterir. Ve bence beklemeyi içselleştirebildiğim zaman gerçek anlamda bir öğrenme de sergilemiş olurum... 😏



👉Bu yazıyı herteldenşef yazdı.
Bence

15 yorum:

  1. Ben en çok beklediğim zamanlarda düşünürüm, yani beklemek gerçekten dediğiniz gibi hem çok kolay hem çok zor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle, bir yandan sınırları geliştiriyor ama diğer yandan da sabır istiyor..

      Sil
  2. Kararsız kaldım:))hatırlar mısın bir zamanlar kararsız Kazım mı ne öyle bir karikatür tipi vardı:)))arkadaşının iş yapmayayınca kendini hiç gibi hissetmesini anlıyorum, her gün bir şeyler üretince, boş durunca sanırım çok doğal böyle düşünmek, ben de yıllardır ev işlerini iş saymıyorum bekliyorum hani senaryolarımın keşfedilmesini, çekilmesini, üretime geçmeyi ama yıpratıcı bir duygu beklemek:( hele son günlerde tek düşündüğüm en önemli şey sağlık hayatta....o gidince beklesen de, beklemesen de hiçsin...:(

    Eline sağlık canım herteldeş'ciğim.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aksine ev işlerini ciddi anlamda iş sayıyorum aslında Müjde Ablacım. Hele ki bu bir çalışan kadınsa ya da bir anneyse.. Yine de benim de bir yanım epey kararsız doğrusu :)
      Senaryolarınızın olması gerektiği yeri bulacağına kalpten inanıyorum, emek er ya da geç karşılığını alıyor. Ve çok haklısınız, sağlık hepsinden bir adım önde..
      Çok teşekkür ediyorum, sevgilerimi yolluyorumm :))

      Sil
    2. İNşallah canım yaaa....inşallah:) Benden de sevgiler:)))

      Sil
  3. Son aylarda çok kafayı taktığım konuda yazmışsın :) Yapmak istediklerimize dair, bazen belli bir süreci eylem anlamında hareketsizce geçiriyoruz. Ama bu ara zaman, bence 'beklemek' değil. Hem zihinsel olarak bir yapılanma dönemi, hem de o an yapılabilir olan ufak tefek eylemlerle amaca uygun harekete geçmişlik durumu. Benim anlatımım da karışık oldu biraz ama. sanırım anladık birbirimizi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok iyi anladık hem de! Bence bu yorumla yazım tamamlanmış oldu, çok da güzel oldu.. ;)

      Sil
  4. Çok güzel yazıyorsun, tek kelimeyle... İKİ KERE okudum :) söylenecek söz yok. Vurguyu yapmışsın zaten...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, böyle güzel yorumlar almak nasıl da sevindiriyor. Çok teşekkür ediyorum ben dee.. :))

      Sil
  5. Güzel bir konu ve bu durum karşısındaki davranışlarınız harika.Çevremde, bekleyen insanlar büyük stres içinde.Kendilerini iş başvurusu,terfi,sınav vs durumların sonuçlanmasına odaklıyorlar.Bu beklentiye hapsolmuş gibiler her hareketini bu noktada kısıtlıyor.Sonuçla yatıp kalkıyorlar.Umarım yazınız bu tür insanlara ışık olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum güzel yorumunuz için öncelikle :)
      Kısıtlama durumuna kesinlikle katılıyorum, yeri geliyor insan keyif almaktan bile uzaklaşıyor bazen. Umarım öyle olur..

      Sil
  6. Güzel bir yazı !..

    Kısa bir şey ekleyebilirim. Afrikalı yerlilerden oluşan bir kaç rehber, beyaz avcılara fildişi avlamaları için rehberlik ediyormuş. Avcılar bir an önce fildişlerine kavuşmak için acele ediyor ve ettiriyorlarmış rehberlere. En sonunda rehberler oldukları yerde oturup kalmışlar. Avcılar tercümanlara neler olduğunu sorunca da "çok hızlı hareket ettikleri için ruhları geride kaldığından gelmesini bekliyorlar" cevabını almışlar.
    Herşeyi çok net açıklıyor sanırım :)
    Kocaman sevgiler sana Şefciğim <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok anlamlı bir ekleme oldu bu canım Momentos! Ruhumuz kesinlikle çok çok geriden geliyor bazen..
      Tamamlayıcı yorumunuza sağlık, kocaman kalpli sevgiler de benden size ;)

      Sil
  7. beklerken de üretim devam ediyor zihinde aslında. katılıyorum san abu konuda. ilmek ilmek işliyor insan sabrıyla,isteğiyle,kararlılığıyla,ulaşmak istediği hedefini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da her ne olursa olsun görmek isteyene güzel bir yön sanırım.. Teşekkür ediyorum :)

      Sil

Buyursunlar,