6 Mayıs 2018 Pazar

Ah Marxcığım

Geçmişte çoğu zaman Marx' ın yaşamasını dilerdim. En azından bir bonus can verilse de şu günleri görse, görmüşken bir- iki de çıkarımda bulunsa fena olmaz diye düşünürdüm. Çoğu zaman bu bonusun ona ödül mü yoksa ceza mı olacağı ikileminde kalırdım doğrusu. Yine de ne bileyim, insan görmek istiyor işte, hihihi!
Zaman zaman insanları ikiye ayırıyorum; görünenler ve gerçekler şeklinde. Sorsan en son hangi kitabı okuduğunu ya da hangi 'nitelikli' kitabı okuduğunu hatırlamayan, sinemada ucuz komedi filmleri sınırları dışına çıkamayan bireylerin ulu sosyal medya aracılığıyla gözü yaşlı Marx fanı olması beni bir tık rahatsız etmiyor değil. Her geçen gün instagramdan daha da soğuduğum şu günlerde açıkçası yapaylığı dibine kadar yaşayanlar işin tuzu biberi oluyor.
İlgi alanı meselesi bence bireyin karakterine verilmiş bir ayrıcalık. Aynı zamanda bir farkındalık. Yani şöyle, kimileri müziği sırf müzik olduğu için dinler. Kimileri dinlerken sözlerine odaklanır, notaları takip etmeye çalışır ve bunu pratiğe dökmeye hak kazanır. Haliyle müziği mutlak anlamda müzik olarak dinleyen birey sırf popüler kültür öyle emrediyor diye ani bir nota savunulucuğuna soyunursa, şiddetle garipsenir.
Neyse, haticeye değil netiye bakalım(!) Gezegende oksijen harcayan canlılar Marx ne zaman doğmuş, bilmek zorunda değil. Fakat hali hazırda modern zamanların içinde bulunmak bazı fikirleri bir nebze de olsa benimseyebilmektir. Buna işin sosyal öğrenme boyutu diyebiliriz bir anlamda...
Bence bu toplumun en büyük handikap yaşayışı, verileri/ durumları/ söylemleri deyim yerindeyse körü körüne alıp beynine konumlandırmaktan geçiyor. Muhtemelen o esnada beyin içinde şöyle bir konuşma gerçekleşiyordur;
- 'Bir veri girişi yapıldı ama ne yapalım biz bunu?'
- 'İnsanımız veriyi bırakıp devam etti millet, kasmayalım ha!'
İşte sırf bu nedenle bile Marxcığım iyi ki o bonusu almamış diyorum. Fikirlerini nasıl savunacağını bilemeyen bir fan kitlesi olduğunu görünce kim bilir kaç kere daha ölürdü zavallım...
Bu yazı şu satırlara kadar ufaktan karmaşık ilerlemiş olabilir, biliyorum. Çünkü böyle zamanlarda açıkçası kelimelere dökmek istediğim onlarca fikir oluyor. Fakat biliyorum ki sayfalar dolusu fikir savunsam bile çoğu havada kalacak. Yani biz yine yeniden, ne uzayacağız ne de kısalacak...
Yanlış anlaşılmak istemem; dört dörtlük bir Marx savunucusu değilim. Etraflı incelendiğinde elbette birçok teorisinin altı boş kalabilir. Ancak yine de yüzdelik dilimde ağır basan nokta atışlarını göz ardı etmek de doğru olmaz. Benim derdim 'mış gibi' cilerle. Öğrenmenin, hatta bazen okumanın bile gerçek anlamda ne demek olduğunu bilmeyenlerle. Büyük resmi görmekten ziyade, yanlış ayrıntılarda hunharca boğulanlarda.
İşte bu nedenle Marxcığım, ha doğmuşsun ha ölmüş. Ha geniş ufukların öncüsü olmuşsun, ha bir köşede tozlanmaya bırakılmış... 
Görünüşe bakılırsa sen mezarında uyumaya, eh, biz de ayakta uyumaya devam!


✔Bu yazıyı herteldenşef yazdı.
Bence

2 yorum:

  1. İyi ki sosyal medya kullanmıyorum. Dediklerinde o kadar haklısın ki...
    O gibi insanlar işin sadece gösteriş kısmında.
    Acaba Marx yaşasaydı günümüzü nasıl yorumlardı? Ben de merak etmedim değil.0.0

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzelini yapıyorsun, ben de epey soğudum doğrusu. İnsan bazen gerçekten sadece hayret ediyor..
      Değil mi, çok ilginç olabilirdi ;)

      Sil

Buyursunlar,