17 Mayıs 2018 Perşembe

Düşünme Hiç

Şimdi muhabbete biraz ani giriş yapmak gibi olacak ama, bazı şeyleri yazmak lazım.
Gezegendeki oksijen sayısının muhtemelen yüzde bilmem kaçından fazlasını koşulsuz mutsuz olmak için harcıyoruzdur, sanırım bu konuda herkes net. 'Olmuyor, olmayacak, olsaydı' üçlemesi -ve tabi ki daha niceleri- arasında gidip gelirken unuttuğumuz tek şey anı yaşamak ve farkındalık kazanmak oluyor. Fakat şöyle sakin kafayla bir durup da işi etraflıca ele almaya yanaşmıyoruz. İşte hamurumuzdaki hata...
Bence insanoğlunun en derin çıkmazı herşey hakkında mutlaka bir düşünce yapısının olması. İster elimizde olsun, ister olmasın; kıyıda köşede kalmış, popüler olmuş ya da durgunlaşmış çoğu konuda bir fikrimiz var. Ya da bir söyleyeceğimiz mi demeliydim?!
Açıkçası son zamanlarda toplumun içinde bulunduğu şu kasıntı yaşama problemi beni bazen ciddi anlamda rahatsız ediyor. İnsanız, haliyle gündelik yaşamda eylemlerimizin neredeyse tamamına yakını etkileşim kurmaktan geçiyor. Gel gelelim insana ağız tadıyla bir etkileşim bile kurdurtmuyorlar yahu! Ne tarafa dönersem döneyim hep bir kendi olamama hali. Hep bir kalıplaşma, bir mesafe... Şöyle efeler gibi çıkıp da kalbini/ aklını ortaya koyacak ve hatta ortaya koyma cesareti gösterecek kişi sayısı neredeyse sıfırlanmak üzere. Eh, geleceği tahmin edebilme gibi bir yeteneğimiz de olmadığına göre, kimse kusura bakmasın ama şu şuydu, bu buydu diye kimsenin peşinden koşamayacağız.
Zaten koşmayalım. Çocuk muyuz biz yahu, başkalarının tozlu raflarını kovalamak için çok mu vaktimiz var? Hani o 'ay şekerim kitap okuyiciim ama vaktim yok be' diyenler, alın size vakit. Hoplaya zıplaya kullanın!
Düşünme meselesine ayrı bir takılıyorum şu sıralar. Bence yurdum insanı her olayı düşünme ile ince fikirli olma arasındaki ayrımı yapamıyor(!) Ki bana kalırsa ince fikirli olma eylemini çoktan bir pakete koyup bilinmeyen diyarlara uçurduk gitti. Ah şu elimizdeki değerleri altın tepsi ile sunma merakımız...
Neyse, konumuza dönelim. Öyle ya da böyle, açıkçası yaş aldıkça kendime verdiğim tavsiyelerden ilki 'gereksizse düşünme' oluyor. Çünkü bu öyle geniş bir kara delik ki, bir başlıyorsun düşünmeye. Bir bakmışsın marul tarlasında elinde dondurma ile koşarken buluyorsun kendini. Ya da hayal gücün artık nasıl yönlendirmişse... 😁
'Ne bileyim ben, sen şey yapma diye..' ile başlayan şu cümleciği kabul etmeyelim, etmemeliyiz. Ayrıca bu 'şey yapma' kriterini kim belirlemiş? Kime sormuş? Neye göre şey yapmıyoruz, belki sen şey yapmıyorum sanıyorsun ama ben şey yapıyorumdur? Ve devreler yanar...
Bahsettiğim mesele işte tam da bu. Ve tek dileğim şöyle usul, nezih ve aydınlık bir sohbet gerçekleştirmek. Ana yoldan ve kurallara uyarak ilerlemek. Ayrıntılarda boğulmamak. Ama en önemlisi yorulmamak...



✔Bu yazıyı herteldenşef yazdı.
Bence

6 yorum:

  1. :)) çok hoş bir yazı olmuş eline sağlık, ben en çok kandi olamama hali, kasıntılık kısmından etkilendim, o kadar doğru ki... sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum, beğenmenize sevindim :)
      Hayat işte ne diyelim.. Sevgiler benden.. :)

      Sil
  2. Bir de "idrak" sorunu var. Görse de, söylense de bazı insanlar içselleştiremiyorlar bazı şeyleri. Sonrasında da gelsin hep ben doğruyum, hep benim dediğim gibi olsun cümleleri...

    Bizim gibi kapalı toplumlarda kendin olabilmek, kendini yaşayabilmek öyle zor ki! Hele bir de kadınsan... Hani derler ya özgürlük istediğini yapabilmek değil, istemediğini yapmamaktır.

    Çok şey yazasım var ama fazla kafa şişirmeyeyim, yavaştan uçayım ben :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın Sibelynka, idrak kısmına gönülden katılıyorum. Her geçen gün bu sorun daha da büyüyor aslında.
      Çok şey var gerçekten de yazılması gereken ama çok şeylere de susuyoruz sanırım.. :)

      Sil
  3. :) çok düşünüyon sen :) ha ha haaaa :) hayatta bir anlam arayanlar düşünüyoooo, ama anlam yok, sadece zaman geçirmek var işte, hegün yapcak bişiler bulmak lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep güldürdün :))
      Haklısın aslında, köpeğin kuyruğunu kovalayıp durması gibi bu hayat, en iyisi bol bol okuyalım, izleyelim, görelim.. ;)

      Sil

Buyursunlar,