2 Temmuz 2018 Pazartesi

Hayaller/ Hüsranlar

Üniversite sınavlarından sonra haberlere göz atarken odak noktam yine sınava saniyelerle geç kalan gençler üzerineydi. Her yıl o ağlayan birey görüntüsü bir nebze içimi burkar. Ne de olsa o sınav onlar için herşey demek.
Böyle zamanlarda bir gücüm olsa, girsem beyinlerine 'ah be güzelim inan hepsi geçici, bir bakıyorsun yıllar uçmuş gitmiş' desem ve onlar da bana inansa isterim. Ne komik yahu, herkes aynı şeyleri yaşıyor ama kimse birbirine inanmıyor. Ya da güvenmiyor. Artık her nasıl adlandırılıyorsa...
Sosyal medyada bir delikanlının verdiği röportaj epey ses getirdi. Hani şu hayalinde futbolcu olmanın yattığı ve böylesi sınavlara yönelmenin zaman kaybı olduğunu dile getirdiği röportaj. Aslında şöyle uzaktan bir bakınca ülkenin böyle gençlere de ihtiyacı vardır belki. Fakat tabi ki bu durumun bir gençlik özgüveni mi yoksa gerçekten hayalleri uğruna engelleri aşma politikası mı olduğu konusunda ben de çoğu birey gibi arada kalıyorum. Çünkü hayat. Çünkü gerçekler. Çünkü işte bunun gibi bir dolu kalıpları oluşturulmuş falanlar filanlar... Bu nedenle hayat hatırı sayılır ölçüde trajikomik; sen bir hayal belirleyip peşinden koşuyorsun fakat dönüp baktığında çok fazla destek göremiyorsun bile. E hani yaratıcılıktı, hani birey olmaktı? Sen önce şu sınavlara bir gir de...
Gel gelelim insan hayatın bu akıl almaz hızına hayret ediyor. Bir ömür kaç sınav görebilir, kaç hüsrana uğrayabilir, kaç insan tanıyabilir? Ne kadar olursa olsun, bana göre herşeyin bir kullanım süresi var doğrusu. Oluyor ve bitiyor. Geliyor ve geçiyor. İnsan ömrü öylesine büyülü ki, hesaplanamayacak kadar çok hayale açıyor kapılarını. Her hayal için bir sınava girmek de gerekmiyor bazen. Zaten herkesin aynı eylem üzerine buluştuğu bir hayal pek de 'hayal' sayılmıyor hani.
Gençler mutsuz, gençler cansız. Kimse bu uzun maratonda bazı zorlukları göze alabilecek kadar cesaret gösteremiyor ne yazık ki. Göstermek de istemiyor belki, göze batmak ya da... 
Geçen yaz birisini tanımıştım. Küçüklüğünden beri hayalinde oyuncu olmak, birşeylerde rol almak, kendisinden birşeyler ortaya koymak varmış. Gerçekleştiremediği hayallerini anlatırken gözlerinin içi parlıyordu. Fakat tabi ki hem ailesinden hem de çevresinden destek göremediği için maddiyatı daha yoğun olan bir alana yönelmiş. Hayallerinden bahsederken parlayan gözleri, mesele gerçekler olunca bir o kadar sönüktü. Şimdi sosyal medyada görüyorum, pek fazla tatil yapamıyor. Sıklıkla sosyalleşemiyor. Ve bence yılın büyük çoğunluğunda yorgun.
Hayat işte diyorum, şaşırmıyorum...


✔Bu yazıyı herteldenşef  yazdı. 
Bence

10 yorum:

  1. Ben, iki çocuk babasıyım. En büyük endişelerimden biri de, çocuklarımın sınav baskısı altında çocuklarını yitirmeleri. Gençliğimiz maalesef, belki ileride hiç mutlu olamayacağı mesleklere girebilmek için sınav baskısı altında yorgun düşüyor. Önemli bir konuyu gündeme almışsın. Bu yazdıklarınla paralel olarak, "Kitaplara Kaçanlar" da, "Yorgun Düşen Atlar" başlıklı öykümü okumanı tavsiye ederim. Belli ki, aynı sorumlar büyük küçük bir çoğumuzu meşgul ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum, hemen bakacağım yazınıza ben de.
      Kesinlikle bu hepimizin ortak sorunu, hem nasıl olmasın ki? İçimizden ve her daim içimizde. Bu endişenin her iki tarafa (ebeveyn- evlat) hitap ediyor boyuta ulaşması da cabası.
      İnsan üzülüyor..

      Sil
  2. Ya linç yemeyeceksem bir şey söylemek istiyorum. Ben o geç kalanlara hiç acımıyorum. Milletimiz aşırı duygusal. Hani bir sene çalışıyorsun madem hayatının en önemli günü o gün. YOU HAD ONE JOB! yani. İstisnalar vardır ama yine de... Gençler cansızlıktan ziyade kafaları genelinin çok karışık. Mesela üni sınavı. Çok basit bir olgu gibi ama bir kişinin kendi istediği iş var bir annesinin istediği bir babasının istediği bir ninesinin istediği... E bu çocuk napsın anam? Eskiler öyle değil. Ben yaptıkları davranışı doğru bulmuyorum ama babam ne derse doğru anam ne derse doğru. Onların gönlünü yapayım tarzında düşünce yapısınlar hep bizim ana babalarımız. Ama biz özgür olmaya mı çalışsak boyun mu eğsek. Kafalar pek karışık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi öylesi bir günde tek odak noktanın 'o iş' olması fikrini ben de savunuyorum. Fakat işte bilemiyorsun ki, acaba diyorum aşırı odaklanmak mı hipnoz ediyor beyinlerini bir noktadan sonra. Yoksa kim heba eder tüm bir yılını birkaç saniye ile. Ay kasıtlı yapan varsa da pes derim!
      Biz zaten kaç parçaya bölündük belli değil..

      Sil
  3. Hayaller hayatlar gerçekten de... Ömrümüzde birçok sınava mecbur bırakılıyoruz. Hepsi gelip geçici. Bunu yaş olarak olgunlaşınca anlıyor insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de öylesine gelip geçici ki geçtiği bile unutuluyor bazen..

      Sil
  4. O kadar haklısın ki, hayallerimiz önemlidir, hayat ise herkesi aynı tornadan çıkmaya zorluyor, illa herkes doktor, mühendis, mimar olacak sanki. Ama evet oyuncu da olmak isteyebilir insan ya da futbolcu da. Keşke tüm gençler hayallerini gerçekleştirseler....Eline sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke Müjde Ablacım, ne de güzel söylediniz, devasa bir fabrikadan seri üretime geçmiş gibiyiz..
      Çok teşekkür ediyorum :)

      Sil
  5. Nasıl da doğru tespitler. Herşeyin gelip geçici olduğu gerçekliğini keşke anda yaşadığımızda, gözümüzde büyüttüğümüz anlarda da farkedebilsek değil mi ama ? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Binlerce defa keşke hem de, binlerce farkındalık.. :)

      Sil

Buyursunlar,