1 Haziran 2018 Cuma

Ne Yap(ma)malı ?

Her sabah güneşi karşılayıp her akşam yıldızlara selam gönderiyorken, yolda, işte, bir cafede ya da yağmur altında ıslanıyorken, sevdiklerimizi özlüyorken ve hayata karşı roller sergiliyorken yaptığımız tek gerçek şeyi düşündüm bugün; düşünmek. Hayat sınırları çizilmemiş bir matematik aslında. Her daim hesap yapıyor insan, plan yapıyor. Belki de günün çoğu kısmını 'ne yapmalıyım' soruları içinde boğuşurken geçiriyor. İnsanoğluna bu tek taraflı bakma olayını kim öğretti bilmiyorum(!) fakat bu yöntemin can yaktığı ve zaman harcattığı kesin.
Eh, ne de olsa herşey insanlar için. Nefes aldığımız sürece bahaneler -ve elbette yalanlar- bitmeyecek. Bitmiyor da! Madem öyle biraz da işin arka cephesine bakalım diyorum; ne yapmamalı kısmına...
Mutluluğu neden kristal kutularda arıyoruz hiç anlam veremiyorum. Yaşıyorsun işte, düşünüyor, yürüyor, müzik dinliyor ve isteklerinin çoğunu elde edebiliyorsun. Fakat biz ısrarla tüm bunlara kör kalmaya devam ediyoruz. Demek ki ilk önce mutluluğu çok da memleket meselesi haline getirmemeliyiz.
Yaş ilerledikçe bir durumu çok net anladım; tahammülsüzlük! Çok konuşan, çok gülen, ısrarla bakmayı sürdüren, çok ağlayan insanlara olan tahammül seviyemde azalmalar yaşanmış. Bu durumu toplum geneline de rahatlıkla yayabiliyorum, zira özünde belki de en büyük problemimiz karşılıklı anlayış eksikliklerimiz. Gel gelelim insanoğlu fazlasıyla acayip. Arkadaşım tahammül edemiyorsan uzaklaşırsın olur biter. Ama yok, mutlaka her ortamda olmalı, her haberi duymalı, her konuya yorum yapmalıyız. Sonra da vay efendim insanlardan bıktım. E bıkarsın tabi be arkadaşım. Bırak kim ne yapıyorsa yapsın, insanları çok da büyütmemeliyiz.
Kim ne derse desin bir işin içinde yalan varsa döner arkamı giderim. Açıkçası karşımdakinden de bunu beklerim. İşin bu kısmı aslında biraz fırfırlı; bir kesime göre affetmek mühim mesele. Diğer kesim de kestirip atma fikrinde. Bana kalırsa bizler bazı kelimelerin anlamını istediğimiz gibi şekillendirebiliyoruz. Ve bunlardan biri de affetmek. Yalanı bir defa affeden ikincisini yaşamaya bir nebze mecburdur. Çünkü insan bu. Yapmacıklıklara göz yummamalıyız.
Yaşam döngüsünün en büyük sorunu insanlığın içinde bulunduğu doyumsuzluk olabilir. Tabi burada hayal kırıklıklarının, kaybetmenin ve depresyonun rolü çok büyük. Ne yazık ki bizler -sanırım doğamız gereği- başarısızlık karşısında pek de sağlam kalamıyoruz. Her insan hayatında bir kere bile olsa o endişe dalgasına kapılmıştır diye düşünüyorum. İşte bunlar ne kadar somut ve netse, üzülmenin ya da sızlanmanın gidişatı değiştirmeyeceği de o kadar net! Şükürsüzlük yapmamalıyız. 
Tüm bunların yanı sıra bana göre her insan üzerine yüklendiği bir amaç ışığında yaşıyor. Amacın içeriğinin ya da büyüklüğünün bir önem yok, önemli olan o yolda harcanan emek/ çaba. Emek vermeden bazı şeylerin karşılığını beklemek, oturduğu yerden beyaz atlı prensi beklemekten farksız, hihihi! 😁 Yani kısacası zamanı boşa savurmamalıyız.
Farkettim de bu yazıyı hiç durmadan, sayfalar boyunca yazabilirim. İnsanın yapmaması gereken o kadar şey var ki, bazen farkında bile olamıyoruz. Bazen de yapılacaklara koşulsuz bel bağlayıp belki de boşa kürek çekiyoruz. Hayatı kendimize/ çevremize bir labirent haline getirmekten galiba sebepsiz bir zevk alıyoruz, bilemiyorum...



✔Bu yazıyı herteldenşef yazdı.
Bence

14 yorum:

  1. Sesli düşünmen hoşuma gidiyor❤

    YanıtlaSil
  2. ay boşver yaaa düşünmüceeeen, düşünmücen yapcan bişiler, insanları da önemsemiyceeeen uzak durcaaaan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzak durmak en temizi bence de Deep ama hayat işte.. :)

      Sil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş, ben de bazen çok düşünüyorum bunları :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum, ah o düşünceler.. :)

      Sil
  4. Yani özetle herkes kendi işine bakmalı bazı durumlarda. Böylece hem biz, hem de çevremizdekiler rahat etmiş olur. Doğru bir noktaya değinmişsiniz ayrıca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin kendi işine baktığı o özet dünyayı görebilir miyiz, bilemedim sanırım. Çok teşekkür ediyorum.. :)

      Sil
  5. Herkesin bilgisi olmayan her şey konuda yorum yapmasının yine herkesi rahatsız ettiği doğru bir tespit. Bende de var tahammülsüzlük ama şu şekilde. Kafasının içindeki beynini sadece organ olarak gezdiren insanlara cidden tahammülüm yok. Yaratıcı onu süs diye mi vermiş? Ha şu var zorla kimsenin zihnini açamayız, böyle olunca hal beynini kullanmayan insanları çevremden kış kışlıyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle ben de artık o uzaklaşma/ uzaklaştırma politikası tarafındayım. Yoksa çekilecek dert değil.. :))

      Sil
  6. Şef,çok eli yüzü düzgün bir yazı,bravo. Ayırdına vardıkların benim çok önceleri,çoğu acı tecrübelerle ayırdına vardıklarım.Velhasıl kelam herkes geçiyor zamanı gelince aynı süreçlerden.Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Balthus, beğenmene sevindim. Haklısın, hepimiz bu döngünün yolcusuyuz aslında hep aynı şeyler meselelerimiz..
      Sevgiler benden :)

      Sil
  7. Mutlu olmak için başta şükretmek gerek ve çoğu kişi şükürden bihaber. Oysaki sabah eşimin yüzünü görerek ve oğlumu öperek güne başladığım için Allah'ıma binlerce kez şükrediyorum ve mutluyum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu, herkesin bu tamamlanmışlığa ulaşması ne güzel olurdu..

      Sil

Buyursunlar,